Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 05 Ocak 2023 13:26 Gerhard Wahrlich, yılgın adımlarını her gün pencereden izlediğimiz umutsuz bir komşu kadar yakın ve gerçek bir karakter. İçindeki savaşın dışa vurumunu bir nebze engellemesine rağmen varoluş sancılarını kamçılayan eğitim hayatı ve eğitim hayatının niteliğine ulaşamamış çalışma hayatı arasındaki savruluşları, ister istemez hikâyeye çekiyor insanı. Biraz yorgun, bazen kızgın ama günlük hayatın tek düzeliğinde izleyecek ve eğlenecek bir yan bulan, kendi kendine espriler yapıp eğlenen tatlı da biri: “Bazen yanlışlıkla ikinci pantolonum yerine ikindi pantolonum diyor ve mutlu hissediyorum. Ben ve ikindi pantolonum!”
Kendini tanımasına rağmen kendine dair çıkarımları ve sorgulamaları hiç bitmiyor: “Çok konuşuyorsun, çok dinliyorsun, çok kahve içiyorsun, tanımadığın odalarda çok oturuyorsun, kötü uyuyorsun, uzun zaman uyanıksın, yüzeysel şeyleri fazla düşünüyorsun, fazla umut ediyorsun, kendini fazla sık teselli ediyorsun”. diye hayıflanıyor.
İnsanda hem oturup bu sorgulamaları dinleme (okuma) hem de kalkıp acilen fiziksel bir eylem gerektiren yararlı bir iş yapma istediği uyandırıyor karakterin yaşamı. Nitekim o fiziksel eylemi temiz bir kafayla yapabilme istediğiyle oturup Gerhard’ı sonuna kadar dinliyor ve bir an önce bitiriyorsun kitabı.
Ben, aylar önce bu kitabı elime aldığımda, ruh halime uygun bulmadığım için 3-5 sayfa sonra kapatmış ve doğru zamanda tekrar elime almak üzere kenara koymuştum. Kendim için doğru zamanı buldum ve zevk alarak okudum. Bu zevkte yaşımızın ve yaşayışlarımızın da etkisi olduğuna inanıyorum elbet. Dolayısıyla 20’li yaşlarının başında içi yaşam enerjisiyle dolu tatlı gençlere biraz yavan gelebilir bu hikaye. Fakat genelleme yapmak çok doğru olmaz. Tek derdim, yaş faktörünün bu kitabı sevilmeyenler kategorisine itmesi.
Her şey bir yana, kış mevsimine yakışır güzel bir kitap. Tavsiye ederim.