Gönderi

10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2017 45. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2017 02:06
Bu romana inceleme yazsam mı! Yazmasam mı! diye ikilemdeydim kaç gündür. Çünkü kolay yorumlanacak bir roman değil; Böyle Buyurdu Zerdüşt. Ama çorbada benim de tuzum olsun isterim. Belki de tahrik ederim bir kaç kişiyi kitaba. İnsanlardan kaçmak ve kendi mağaramıza saklanmak kolay değildir, ama gereklidir. Çünkü insanlardan kaçıp kendini tanımak, insanları tanımanın birinci kuralı değil midir ? İnsanın kendini aşması yine insanın kendisine bağlı değil midir ? Çünkü "insan alt edilmesi gereken bir canlıdır." der Nietzsche. Ve kendini aşmış bir insanın aşamayacağı bir insan yoktur. Kendini tanı, aş çünkü her insan kendi hayatının yönetmenidir, başkasının dublörü değil. Boş teneke gerçekten çok ses çıkarır ama o teneke doldukça ses azalır, hatta bir yerden sonra tenekenin kendi sesi değilde içinde bulunan şeyin sesi duyulur ve ağırlaşır teneke. "Düşünmek zordur, büyük bir enerji ister." demiş Oğuz Atay. Gerçekten de öyle değil midir? Bizi biz yapan ilk başlıca olgu o değil midir ? Düşünen bir insan ile düşünmeyen bir insan aynı mıdır? Ama bu düşünmek herkese bahşedilmiş bir hediyedir, bir ayrıcalık değil, yeterki kullanmasını bilene. O zaman neden hala düşünmüyoruz ve düşünmedikçe yok oluyoruz. Başkalarının düşüncelerine işçiyiz ama kendi düşüncelerimize neden tembel ve aylak oluyoruz. Neden ? Romanı uzun süre zarfında bitirdim, ama bu roman bunu gerektiriyor öyle gelişigüzel okumalık değil bu. Bahçede ki her meyveden tatmak istedim, gelecekte ki günler için de sakladım. Okyanusta yüzdüm, yeni stiller öğrendim. Bir kaç sefer boğuldum ama suyun kaldırma kuvveti işte, çırpındıkça kaldırdı beni. Yani Zerdüşt çok oyaladı beni, çok direndim onun o aforizmalarına, monologlarına, o üstün insan modeline. Öyle bir roman ki duş alırken çıplak olmamız gerektiği gibi bu romanıda çıplak kafayla okumamız gerek. Yoksa vücudumuz değil sadece elbiselerimizi yıkamış ve ıslatmış oluruz. Anlaşılması güç olan yerler elbet olacak, güzelliği ve tahrik ediliciği budur romanın ama imkansızda değil anlamak. Bu üslup da her halde Nietzsche'yi diğer filozoflardan ayıran büyük etkendir. Hepimiz bazen başka bir bedene, farklı bir görünüme, farklı bir pozisyon bürünüp başkalarına bir çok şey konusunda bir harita, bir ışık ya da bir el olmak isteriz. İyiyi ve kötüyü, yanlışı ve doğruyu, yaşamı ve ölümü, maddi ve manevi v.s daha bir çok sey konusunda yardımcı ve yol gösteren olmak isteriz. Ama bu durumları o anda hissettiğimiz duygularımız ve düşüncelerimiz bunu yapmamız konusunda dilimize mi emreder yoksa herkese ayrı ayrı oluşturduğumuz maskelerimiz mi ? Bence her ikise de birbirini tamamlayan şeylerdir. Karşıdaki kişiye göre taktığımız maskemiz ne olursa takındığımız dilde oynadığımız rol de o olur diye düşünüyorum. Ama işte, keşke bütün insanlar herkese her konuda eşit olsa ya da davransada maskeler çöplere atılsa. Ali neyse Ali olsa. İnsan kendi olması istediği kendi olsa rol yapmasa... Bana göre Üstün insan zircirlerini kırmış ben olan insandır. Bilgili olduğunu düşünen cahillerden değil, Nietzsche'nin tabiriyle bilgi savaşçısı olan ve sürekli bu bilgi savaşına katılıp her savaşta yaralanan insandır. Mutlu ve huzurlu olan değil Özgür olan insandır, Üstün insan... Buna da değinmek isterim Nietzsche'ye göre romanda ağırlıklı olarak iki türlü insan vardır; iyi ve kötü insan. Olması gerekende budur. Tıpkı Albert Einstein'in de dediği gibi "Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Halbu ki olay komplike değildir! İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar. İyi insanlar ve kötü insanlar."
Edebiyat
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
·
37 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok iyi bir inceleme olmuş. Kitaba başlamaya karar verdim. Çalıştığım için yolda gidip gelirken okuyacağım. Umarım iyi bir konsantre sağlarım.
İbrahim Koç
Gönderi Sahibi
Doğru zamanlama önemli kitap için. Kafada büyük bir çukur kazmak lazım bu tohum için. Ama bu tohumu da mutlaka ekin derim.
Bu kitabı okumak için mental açıdan doğru zamanı bekliyorum. Dediğiniz gibi çıplak bir kafayla okumak gerekiyor. Kütüphanemde doğru zamanı bekliyor. Okuduğumda( artık ne zaman okursam?) ben de bir yorum yapmaya çalışacağım.