Öncelikle Nuriye Çeleğen'i daha önce niye keşfetmedim diye düşünmüyor değilim. Kalemine İffet-i Kalp kitabı ile tanışmıştım. Ve hayran kaldığım bir kitap olmuştu. Ve yine Aşk-ı Sükunda da hayranlığım arttı.Kitap çoğunlukla Hz.Hacer'in ağzından anlatılmış olup olaylar sırasıyla Hz.Ibrahim'in ateşe atılması, Sareyle evlenmesi, Hz.Hacer'i cariye olarak almaları şeklinde devam ediyor ancak edebi lezzetini anlatamam.Bize bugün Hz.Ibrahim ve yahut Hz.Hacer'in hayatı sorulsa sanki tarihte yaşanıp bitmiş hikayeler olarak anlatırız. Çünkü geniş bir bakış açısına sahip olmayıp bize verilmek istenen mesaj'ı anlayamıyoruz.Kitapta özellikle Hz.Hacer'in teslimiyeti Sarenin ona olan kıskançlığına rağmen Rabbine olan bağlılığı beni tefekkür etmeye sevk etti.Ve en beğendiğim yer Hz.Hacer'in ve Hz.Ismail'in çöle bırakılışı ve Hz.Hacer'in Hz.Ibrahim ile geçen o diyaloğu ve daha sonrasında Hz.Ismail'e su bulmak için Safa ve Merve arasında Hz.Hacer'in say etmesindeki amacın dünyevi bir koşuşturmadan ziyade ruhen ve kalben gerçekleştirdiği bir koşuşturma olduğuydu.Yazar'ın ifadesiyle:
Say ettim;
Yalnızlıkta
Acizlikte
Çaresizlikte...
Say ettim;
Tevekkülde,
Teslimiyette,
Rızada ...
Unutmayalım her kadın Hacerdir,fark yürüyüşte..Nefisten kalbe say edebilme duasıyla
Vesselam
11/01/2023
Nuriye Çeleğen