Gönderi

Selvi Boylum Al Yazmalım
Puan vermedi·140 syf.·
2022 146. kitabı
"Selvi Boylum Al Yazmalım" hikayesi aslında bir Çin masalından uyarlanarak yazılmıştır. Masalda biyolojik anne olan bir kraliçe ile çocuğu büyüten ona annelik yapan bir hizmetkar arasında çocuk için verilecek karar işlenir. Çocuk oyun şeklini alan fiziksel bir çekiştirme ile kazanana verilecektir. Çekiştirme tam başlayacağı sırada çocuğu büyüten hizmetkar onun bu çekiştirmede hırpalanacağını düşünerek ona kıyamaz ve çocuğundan vazgeçer. Bu güzel eserin Türk sinemasına uyarlanması ise Türkan Şoray sayesinde olmuştur. Aytmatov'un eserini okuyup ondan etkilenen Türkan Şoray onu bir yapımcıya önermiş ve filmin final sahnesi daha yazılmadan çekilmeye başlanmıştır. Kültürlü, okuyan bir sanatçı olmak Türk sinemasına bir efsane kazandırmıştır. Film daha önce "Kırmızı Eşarp" olarak Sovyetler tarafından da çekilmiştir. Fakat Aytmatov özellikle karakterlerin canlandırmalarından dolayı bizim filmimizi daha çok sevmiş. Filmde İlyas karakterini canlandıran Kadir İnanır, final sahnesindeki yorgun, yıkık ifadeyi vermek için tüm gece yatmamış, uykusuz kalmıştır. Başarmıştır da ama yıkık olmak bir gece uykusuyla olacak iş değil. "Selvi Boylum Al Yazmalım" ismi filmin senaristi ve yapımcısı tarafından belirlenmiştir. Daha önce "Kırmızı Eşarp" olarak yayımlanan kitap, filmden sonra artık bütün yayınevleri tarafindan "Selvi Boylum Al Yazmalım" olarak yayımlanmıştır. Bir şiir yabancı bir dile çevrilince nasıl bambaşka bir siir olup ortaya çıkıyorsa filme uyarlanan bu hikaye de, orijinalliğinden çok şey kaybetmiştir. Filmde sade bir karakter olarak karşımıza çıkan Cemşit'in (kitaptaki ismiyle Baytemir) çok travmatik bir hikayesi var. "Issız kalan bir yeri bırakışım ilk değil." diyor, göz yaşım pıt. Baytemir; Asel ve İlyas olayında, Atilla İlhan'ın "Üçüncü Şahsın Şiir"indeki üçüncü şahıs muamelesi yapar kendisine. Zorbalıkla ya da güzellikle onların ilişkisine hiçbir şekilde etki etmek istemez. Bu kadar medeniyet 2022 yılı için bile çok fazla.. Kitapta doğa ve müzikler büyüleyici bir şiirsellikle tasvir edilmiştir. Aynı şiirsellik filmde bunlara artı olarak iç sesle verilmiştir. "Yarın gene aynı yerde çamura saplansam, yardıma gelir mi­siniz bana?.." ... hoş bir şaka, ikinci buluşmayı garantiye almak için zekice bir teklif Ve İlyas'ın gerçekten de çamura saplanacağı ilerdeki günlerine korkunç güzel bir gönderme olmuş. Ah Asel, üzümlü kekim... iki gün sonra sevmediği bir adamla düğünü olmasına rağmen kütüphaneye gidip iki kitap alan gamsız kitap kurdum. Fırtınaların ortasında oturup kitap okumak... Bu ikimizin ortak "kaliteli bir boşvermişlik aktivitesi" olmalı. Sevgi neydi?... Bu replik bilinenin aksine Aytmatov'a değil filmin senaristi Ali Özgentürk'e aittir. Aytmatov'a göre "Bu sevgi konusu kolay anlaşılacak bir şey değildir." Yine de kitaptan anladığımız kadarıyla diyebiliriz ki sevgi, çaresizce yollara düşüren bir şey değildir; yalnız ve güçsüz hissettiren bir şey de değildir. Sevgi güzelleştiren, güçlü hissettiren bir şeydir. (yemin ederim facebook'tan çalmadım.) Paylaşmak değerlidir... İki kişi arasında paylaşılmayan hayal kırıklıkları, çaresizlikler, korkular zamanla iki eş kutup arasındaki itici güce dönüşür. İlyas belki de Asel'in (Asya) gözündeki "güçlü imajını" yıkmak istemediği için kendisi için daha az değerli bir kadın olan Kadiça ile paylaştı güçsüzlüklerini. Hikayede "sevgi neydi?" kadar "bir sevgiye nasıl zulmedilir." mesajı da verilmiştir. Kadica.. siyah ve beyazın ortasındaki grilik. Başta okurken tam bir akbaba derken sonlarda onun da iyi ve kötü duygulara sahip yalnızca ve en yalın haliyle bir insan olduğunu gösteriyor bize Aytmatov. Ve diyor ki o kötüyse siz de kötüsünüz. Kitapta bir yerde Asel cezamızı çekeceğiz diyor. Neyin cezası olduğunu tam anlayamıyorum. Sevgilerini, istedikleri adamla evlenmesi koşuluna bağlayan anne-babasının sözünü dinlemediği için mi ceza çektiğini düşünüyor? Asel için İlyas'ın ihaneti kadar üzücü bir şey varsa bu da, ailesinin ona sevgilerini koşulsuz sunamamasıdır. Ne olursa olsun insan çocuğu için açık bir kapı bırakmalıdır. Asel kitapta da filmde de dik bir kadın duruşunu sergilemiştir. Fakat filmdeki Asel İlyas'ı görünce ağlamaktan perişan olan, KYK'da olsa çoktan kapıya ambulans getirmiş bir tipken, kitaptaki Asel radyatörün suyunu boşalttınız mı gibi teknik kaygı duyan bir kadındır. Aşk acısı çeken bir kadın o anda radyatörün suyunu mu düşünür gerçekten. Yine filmdeki Asel, beni halen seviyor bakışı atarken, kitaptaki Asel yadsıyıcı, yasaklayıcı bakışlara sahip, soğuk ve uzak bir tiptir. Özetle kitaptaki Asel Baytemir'i seviyor artık, bunun en büyük kanıtı ona sevgilim demesi. Peki Asel kimi tercih etmeliydi? Kitapta Asel artık Baytemir'i sevdiği için bu büyük bir kriz olmamış. Belki samet için, belki geçmiş güzel günlerin anısına, belki İlyas'ın durumu için göz yaşı dökmüş, arada derin ahlar çekmiştir sadece. O kadar da olsun. Peki filmdeki Asya kimi tercih etmeliydi? Film çekildiği zaman 32 yaşında olan Türkan Şoray "star stara döner" mantığı ve seyirci tepkisi nedeniyle İlyas'a dönmek istemiş, olay çıkarmıştır. Araya sevgilisinin girmesiyle olay tatlıya bağlanmıştır. 70 yaşındaki Türkan Şoray ise 32 yaşındaki Türkan Şoray'ın tepkisine kızıyor. Bu biraz olgunlukla ilgili bir mesele. Kucağında çocuğuyla yeryüzünde hiç kimsesiz yollara düşmek zorunda kalan Asya olgun olmak için yeteri kadar acı çekmiştir. Sonuç olarak toksik ilişkilerin çok normalmiş gibi gösterildiği günümüzde 'Selvi Boylum Al Yazmalım' kitabını okumanın, karakterlerini anlamaya çalışmanın ruhunuzda detoks etkisi yaratacağını söyleyebilirim... Selvi Boylum Al Yazmalım Cengiz Aytmatov Mehmet Özgül
1000Kitap
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,5bin okunma
··2 alıntı·
2 +1'leme
·
12,7bin Gösterim
8 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bir gün iki kadın getirdiler Süleyman Peygamber'in huzuruna; İki anne ve bir de bebek. Aralarında ihtilaf vardı. İkisi de bebeğin kendilerinin olduğunu iddia ediyordu. Hz.Süleyman meseleyi anlatmalarını istediğinde birincisi söz aldı önce; -"Efendim, bu kadınla birkaç gün arayla doğum yaptık. Birlikte otururuz. İkimizin de kocası, kimsesi yok. Bebeklerimizi bir arada büyütmeye başlamıştık ki bu kadının bebeği öldü, bunu hazmedemeyince ölenin benim bebeğim olduğunu söylemeye başladı, yalan, ardından bebeğimi çaldı ve şimdi de kendisinin olduğunu iddia ediyor, vermiyor. Yavrumu geri istiyorum!". Hz.Süleyman doğru hüküm verebilmek için kucağında bebek olan ikinci kadına da söz verdi. O da aynı hikayeyi anlatıyor ama kucağındakinin kendi bebeği olduğunu, kıskanç arkadaşı bebeğini elinden almaya çalıştığı için şikayetçi olduğunu söylüyordu. Meseleye ışık tutacak ne bir şahit ne de bir delil vardı. Mahkeme salonundakiler başlarını öne eğmişler krallarının bu işin içinden nasıl çıkacağını merakla bekliyorlardı. Hz.Süleyman bir an sessiz kaldıktan sonra ayağa kalktı ve celladın tez huzuruna çağırılmasını emretti. Sonra kadınlara döndü ve bebeği tutan kadının kucağından kundaktaki bebeciğin alınmasını işaret ederek hükmünü açıkladı; -"Madem aranızda anlaşamıyorsunuz ve ikinizin de iddiasının aksini ispat etmek mümkün değil, bebeği tam ortadan ikiye böleceğiz, ikinize de birer yarısı verilecektir!". Dehşet içinde açıldı salondakilerin gözleri. Elinde kılıcıyla cellat huzura varmıştı bile, efendisinin bir dediğini iki etmeyeceği belli, hazırdı emri uygulamaya. Kucağından bebeği alınan kadın öfkeli bir bakış fırlattı ötekine ve mecburen razı olduğunu belirtircesine salladı kafasını. Diğer kadın ise hıçkırıklara boğularak atıldı bir anda Kral Süleyman'ın ayaklarına; -"Yalvarırım yapmayın, ben annelik hakkımdan vazgeçiyorum, tamam, arkadaşıma verilsin bebek, razıyım, yeter ki yaşasın, n'olur bir zarar gelmesin yavrucağın tek bir kılına..". Süleyman(as) usulca gülümsedi, bebeğin, ayaklarına kapanan kadına verilmesini emretti hemen; ancak seven, gerçek bir anne böyle davranırdı. Mesele müthiş bir şekilde çözülmüştü. Kuran da da geçen bu hikayeye benzemiyormu?
Firmin / nihilist penguen belki de çin masalı Süleyman Peygamber in bu hikayesinden kopyalanmıştır
Sibel
Gönderi Sahibi
Frida Kahlo "Bir dik duruşun; kaç yenilgi, kaç gözyaşı, kaç kalp ağrısı ettiğini bilemezsiniz!" der. Bilemesek de Asel sayesinde birazcık görmüş olduk.
Bu yorum dilere destan olmuş. Kitabı yeni okudum, filmi de izledim defalarca. Bu inceleme feci profesyonel. Bence kitaptan daha güzel incelemesi yazılmış resmen. Tebrikler. Diğer incelemelerinize de bakayım Musait olunca.
Sibel
Gönderi Sahibi
İncelemem hakkındaki güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim 🙏
Kitabı yeni bitirdim ve şöyle bir incelemelere bakayım derken; sizin yorumunuza takıldım, hikâye için yaptığınız analiz müthiş tebrik ederim. Her ne kadar ben kitabın incelemesini yazmamış olsam da bir çok açıdan yakın düşüncelere sahip olduğum için ise ayrı mutlu oldum.
Sibel
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😊 güzel düşüncelerde buluşmak ne güzel 🌸
Sibel
Gönderi Sahibi
Filmin final sahnesine dair söylediklerim için birincil kaynak.. youtu.be/-QSBR6LOrVU Yani bunlar söylenti değil :d
Reklam
Kitabı biraz önce bitirdim ve sizin incelemenizle karşılaştım. Gerçekten çok detaylı ve güzel bir inceleme olmuş.
Sibel
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 🌸