Kısaca yazarından bahsedeceğim.
Eserleriyle 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkileyen Fyodor Dostoyevski , romanlarının çoğunda insan duygularının derinliğine inmeyi başaran ve bunu etkili bir biçimde eserlerine yansıtan ender yazarlardandır.
Peki neden ‘ Suç ve Ceza ’?
Dostoyevski devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra 8 ay hapishanede kaldı, 'suç ve ceza' kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı.
Fyodor Dostoyevski düşünce tarzı nasıldı?. Fyodor Dostoyevski eserlerinde değindiği en temel konulardan biri insan yaşamıdır. Eserlerinde insan ve Tanrı problemi sık sık yer almıştır. Suç ve Ceza ise metafizik, ahlak ve sosyal problemlerin yoğun bir biçimde ele alındığı eserlerdendir.
Eser ana karakterimiz olan Raskolnikov’un neredeyse kusursuz işlediği cinayetin ortaya çıkmasına neden olan pişmanlığı konu ediniyor. Olayı takip ederken kitap sizi içine alacaktır. Sıkılmadan okuyabileceğiniz kitaplardandır.
Fyodor Dostoyevski bu eseri 1858 yılında yazmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. ' Suç ve Ceza ' adlı en büyük romanını 1866 yılında tamamladı. Tamamlaması tam 8 yıl sürmüştür. Gerçekten olağanüstü.
Kitap sonunda kendi kendinize şunları soruyorsunuz:
Suç işleme eğilimi tüm insanlarda mı vardır ve fırsat bulunca mı ortaya çıkar? Yoksa suç işlemek bireysel bir durum mudur? Ya da yoksullar ceza korkusu yüzünden mi insan öldürüp mallarını almaktan kaçınırlar? Gerçi Raskolnikov’un öldürdüğü tefeci kadın, ona göre bir insan değil, iğrenç bir varlıktır. Bu nedenle öldürülmeyi hak etmiştir. Raskolnikov gerçekten çok farklı bir kafada bu karakterden kendinize ait parçalar bulabileceğinizi düşünmüyorum bence eşsiz bi karakter :)
Bu eseri bu kadar kısa ve yüzeysel incelemek doğru olmaz ben düşüncelerimin bi kısmını paylaştım umarım bu inceleme sizi etkiler :)
Keyifli okumalar…
“Sonra, herkesin akıllı olmasını beklemenin çok uzun süreceğini anladım. Bir de, bunun hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğini, insanların değişmeyeceğini, onları değiştirebilecek kimsenin bulunmadığını ve bunun için çaba göstermeye değmeyeceğini.”