Can Yayınları'nın kısa klasiklerinden. Yazarın Değirmenimden Mektuplar isimli eserinden derlenmiş. Sizi alıp farklı yerlere, farklı hayatlara götürüyor. Kimi zaman Paris oluyor bu kimi zaman Cezayir.
Kimi yerde duygulanıyor,
Kimi yerde kızıyor,
Kimi yerde portakal kokularını içinize çekiyorsunuz.
Kimi yer kasvetli düşüncelere iterken kimi yer kahramanla birlikte parça parça eritiyor. Tıpkı "Altın Beyinli Adamın Hikayesi" gibi.
Eser altı hikayeden oluşuyor. En çok bu hikayeden etkilendim sanırım. "Kendimizden vere vere azalıyoruz," diyordu Seda Nida DemirKelebeğin Ayak Sesleri'nde. Sanırım bu durumu en iyi anlatan hikaye. Bir gün bir bakıyoruz ne verecek bir şeyler kalmış bizde ne de onları verdiğimiz kişi...
"Neşeli bir şeyler düşünecek halim kalmadı." (s. 12)
Hangimizin kaldı ki?
Gülüşlerimiz bile ağız ucuyla.
Bir maske gibi taşıyoruz çehremizde.
Bizim altınımız onlardı, parça parça eksildi ve geriye şu anki çehrelerimiz kaldı.
Hani Neşeli Hayat filminde Yılmaz Erdoğan Noel Baba olur, gülmeye çalışır ya, onun kadar bile gülemiyoruz.
Çocuk kaçırır artık gülüşlerimiz.
İki Han diye güzel bir hikaye var eserde.
Birinde sahibi olduğu han'ı ayakta tutmaya çalışan, müşterisi olmayan bir kadın. Diğeri güzel kadınların takıldığı, gelip geçeni bol olan han... İlk han'ın sahibi kadının kocası nerede mi dersiniz?
Hayat böyle işte.
Bir kaybetmeye başladın mı en çok kendinden kaybedersin.
Tutunmaya çalıştıkça daha çok kaybeder, kaybettikçe tutunduğun dalları daha hızlı yitirirsin.
"Daha çok hayallere dalıp daha çok kasvet kuşandım." (s. 49)
Öyle bir hayat ki hayaller bile kasvetle doluyor artık. Ne diyordu rahmetli Erdal Tosun: "Hayallerimizi de satmadık ya!" Kim bilir, belki artık onları da satma vakti gelmiştir. Zira sırtımızda yük misali ziyadesiyle ağırlık yapmaya başladılar.
Yazarın hem insan hem doğa için gözlem gücü üst düzeyde. Betimlemeleri oldukça başarılı buldum diyebilirim. Dahil olduğu akımı iyi temsil ettiğini düşünüyorum. Ama nedendir bilmem o iki hikaye dışında beni çok fazla içine çekemedi eser.
Kısa, bir çırpıda bitecek düzeyde.
Taşradan İnsan Manzaraları
Keyifle okunması temennisiyle...
“Dolu ellerle tutunamazsın…” Mikail Hocam, kıymetli atıfınız ve kitabımı hatırlayıp bu güzel benzetmede bulunduğunuz için çok teşekkür ederim. Güzel ve keyifli okumalarınız olsun, sayenizde ben de merak ettim kitabı🌷