İlk not: Okunması gerekir mi? Yaşamak kitabından önce EVET. Okunsa olur mu? Okumayı düşündüyseniz okuyun, düşünmediyseniz bırakın kalsın. Ne zaman okunmalı? Yeniden söylüyorum ki Yaşamak kitabından önce.
!!!Kısmi Spoiler İçerir!!!
Yu Hua deyince herkesin aklına ilk olarak Yaşamak kitabı gelmektedir ve herkes yazarın önce bu kitabını okumaktadır. Eğer ki Yu Hua okuma konusunda bir araştırma yapıyorsanız ve şu an bu incelemeyi okuyorsanız önce “Yaşamak” kitabını değil “Kanını Satan Adam”ı okumalısınız. Çünkü bu kitap merdivenin ilk basamağıysa “Yaşamak” Pisa Kulesi’nin tepesini simgelemektedir.
Kitabımız ana hatlarıyla ipek fabrikası işçisi Xu Sanguan ve ailesinin hayatta kalma mücadelelerini trajikomik bir şekilde ele almaktadır. Bu hayatta kalma mücadelesi yakın zamana dayanan ve Mao dönemi olarak adlandırılan 1958-61 yıllarını kapsayan Büyük İleri Atılım dayatması ile insanların çektiği yoksulluk, açlık kavramlarını Xu ailesinin kavgaları, trajedileri, çevreleriyle ilişkileri üzerinden çok güzel bir şekilde anlatmaktadır.
Ana karakterimiz Xu Sanguan daha çocuk yaşta ailesini kaybetmiş olup dedesi ve amcaları ile yaşarken arkadaşları vasıtasıyla kanını satabildiğini öğrenmiştir (Nitekim kan satmak için belirli hastaneler bulunmakta ve bu hastanelerde kanını satabilmek adına kan alım şefi ile aranın iyi olması gerektiği gerçeğini paylaşmadan geçemeyeceğim!). Karakterimiz kan satma işine çocukluğu ile başlayıp ömrünün son demlerine kadar bu ticarete devam etmiştir. Bu kan satma mevzusu ise hem kolay yoldan hem de yüklü miktarda para kazanmanın en iyi yöntemidir. Lakin kan satmak toplumda haysiyetsizlikle eş değer olup küçük düşürücü görülmekte ve bu da şu alıntıyla çok güzel ifade edilmektedir: “Kanını satacağına vücudunu sat daha iyi, vücudunu satmak kendini satmaktır sonuçta ama kanını satmak atalarını satmaktır.” Nitekim Xu Sanguan geçimini sağlamak, borcunu ödemek, kıtlıktan yetersiz beslenen ailesine düzgün, elle tutulur, besleyici bir yemek ısmarlamak ve bir hayat kurtarmak için devamlı olarak kanını satmaktadır.
Xu Sanguan, kanını satmak için hastaneye her gittiğinde, bunu pişmanlık duymadan veya korkmadan yapıyor çünkü ailesinin ona ihtiyacı olduğunda, onlara yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapan bir insandır o. Kitap büyük çoğunluğunda hatta ana hikayesinde Xu Sanguan’ın en büyük oğlu Yile’nin kendi oğlu olmadığını öğrenmesi ile Yile’den uzak kalışı, Yile’nin gerçek babasına gitmesi gerektiği ve ona bakmayacağı, Yile’yi kendi oğlu gibi göremeyeceği konularını işleniyor. Ancak öyle bir kırılma noktası var ki Xu Sanguan bu noktada Yile’yi kendi oğlu gibi görmeye başlıyor ve işte kitabın pik noktası dediğim nokta burası oluyor (Şahsen benim gözlerim doldu ve çok mutlu oldum). Kitabın sonlarına doğru; Yile’nin hastalanması, Xu Sanguan’ın Yile’yi kurtarmak için defalarca ve usulüne uygun olmayan şekilde kanını satmaya başlaması ve ölüme oldukça yaklaşması okuyuculara yalın bir dille aktarılıyor. Bu kısımda Xu Sanguan’ın öz evladı olmasa dahi Yile’ye olan duygularını çok derin bir şekilde hissediyorsunuz ve paragrafın başında da ifade ettiğim gibi Xu Sanguan bunu tamamen ailesine destek olmak ve onların iyiliğini düşünüp kendisini feda ederek yapıyor.
Kitap hakkında çok spoiler vermek istememekle birlikte en nihayetinde yazarımız Kanını Satan Adam kitabında bize çekirdek bir aile üzerinden; Çin’de yaşanan Kültür Devrimi ve büyük kıtlığın toplum nazarına etkileri, insanların acıları, açlıkları ve dışlanmışlıkları üzerine bir hikaye anlatıyor. Bu kitabın en büyük derdi kesinlikle o dönemdeki yaşanmışlıkları gözler önüne serebilmektir ve bunu, bir aile üzerinden trajik etkileri gözümüze sokma şeklinde okuyuculara sunmaktadır. Eğer ki Kültür Devrimi, Mao Komünizmi gibi konular hakkında az da olsa bir fikriniz varsa bu kitap size bu bilgilerinizi duygulara çevirme yönünde bir katkı sağlayacak, ancak bir fikriniz yoksa size ilave, derinlemesine bir bilgi sunmayacak. Lakin tüm bunları geçmekle birlikte Xu Sanguan gibi prensiplerine bağlı, ailesine düşkün ve sevdikleri için her şeyi yapan bir insanla bu yolculuğa çıkmak kesinlikle nasıl bir insan olunması gerektiğine yönelik bir ilham olacaktır sizlere.
Umarım hepimiz bu karakterin binde biri kadar ailemize ve sevdiklerimize bağlı olur da onlar için her zaman elimizden gelenin fazlasını yaparız. Belki biz kanımızı satamayız ama ruhumuzu sevdiklerimize bahşedebiliriz. (For Mrs. Mary)
Kanını Satan AdamYaşamakYu Hua