BİR TAŞ ATIYORUM , 'DENGE' TAŞI
9/10
·120 syf.··
2023 3. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2023 20:54
Kitaba yazılan incelemeler genel olarak taş odaklı oldu , ben de bu kervana katılmak istedim. TAŞTAN KİTAPLAR , DENİZDEN OKURLAR , SEK SEK SEKEREK İyi kitapların bir özelliği vardır , yazarın yüreğine oturmuş bir taşın verdiği ağırlığın yazıya tecelli etmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan her iyi kitap aynı zamanda dertlidir , yorucudur , zordur.. Kitapta isimleriyle yer alan taşlar da (safir , yada taşı gibi ) aslında birer kitap türü gibidir adeta. Roman , hikaye , şiir , deneme vesaire.. Taş gibi sert kitapların halinden anlamak için de deniz gibi esnek olmak gerekir.. Taş gibi kitaplar , deniz gibi okurlar.. Taşlar , eğer denizde sekmeseydi yine de taş olurlardı , fakat sekmek için denize nasıl ihtiyaçları varsa , işte kitapların da okurlara öyle ihtiyacı var. BALTAYI TAŞA VURMAK , ÖYKÜ MÜ ROMAN MI ? Taş Sektirme Ustası bana göre bir novella yani uzun öykü , fakat neredeyse de bir roman. Ama kesinlikle bir öykü kitabı değil. Bölümlere ayrılmış olması ve her bölümün birbirinden bağımsız okunarak da anlamlı olabilmesi , bu gerçeği değiştirmiyor. Hem sayfa sayısı hem de belli bir ana karakter üzerinde ilerlemesi bence uzun öykü olduğunu gösteriyor. Fakat dediğim gibi roman da sayılabilir. Bu bakımdan kitap kapağında ‘öykü’ yazması bir çeşit baltayı taşa vurma hadisesidir. Bunda da vardır bir hayır deyip geçebiliriz elbette. YAZAR ‘KİMİ’ ANLATIR ? “Yazdıklarına kendi fikirlerini katmaya çalışma , zaten istesen de başka türlüsünü yazamazsın.” diye bir söz okumuştum seneler evvel. Yazarlığın iki uçlu bir sarkaç olduğunu da kabul etmeli. Hem bütün hikayeler bir bakıma otobiyografiktir hem de ne kadar uğraşsa da bir yazar , yazdıkları kurmaca olmaktan öteye geçemez. Yakın zamanda okuduğum Güray Süngü’nün Düş Kesiği romanı da bu düşünceyi kavramamda bana çok yardımcı oldu. Yani Resul Bulama örneğin , ‘Resul Bulama’nın Gerçek Hayatı’ isimli bir öykü-roman da yazmış olsaydı anlattıkları kurgudan öte geçemeyecekti. Ve aslında bu durum , anlaşılmaya çalışan insan ya da yazar-insan için diyelim , büyük bir trajedidir.. TAŞA GEÇER KENDİME GEÇMEZ SÖZÜM Bu başlık için bir şey söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Kitap bir bakıma tamamen bunun üzerine kurulu çünkü. Kendine söz geçiremeyen , taşlarla örülü bir dünyası olan , garip bir adam. Akıllı mı deli mi , meczup mu , divane mi , anormal mi , asosyal mi , çocuk kalmış biri mi , neyin nesi ? Bağrıma taş basmama gerek yok , açıkça söylemeliyim ki belki de kitaptaki en önemli eleştiri konusu şu ki ; karakterin neden böyle bir hayat sürdüğü bize somut bir biçimde anlatılmıyor. ‘Kendine sözü geçmeyen , toplumla uyumsuz , aykırı bir ‘bilge şahsiyet’ öyle mi ? İnandırıcı değil. Çünkü sevdiğim bir sözde denildiği gibi , “Pasif iyi , iyi değildir.” Karakter bir ‘varoluşçu’ olabilecekken , adeta bir ‘şımarık çocuk’ olarak kalmıştır. Oğuz Atay’ın hayatına ve yazdığı karakterlere bakalım örneğin –ki Resul abi de çok sever kendisini- , kendisi de bir aykırı adam olarak hayatını sürdürmüş ama hep bir mücadele içinde olmuştur , 44 yaşına neler sığdırmıştır. Aynı şekilde kitaplarındaki karakterler de önce mücadele etmiş, ancak bir yere varamayacaklarını gördüklerinde , bazıları en sonunda başka yol kalmayınca pes etmişlerdir. Fakat kitaptaki karakterimizin bu baştan sona umursamazlığı , buna rağmen bir çeşit ilgi odağı haline gelmesi ya da kendince haklıymış gibi görünmesi bence buruk bir tat oluşturmuştur. İLK TAŞI GÜNAHSIZ OLAN ATSIN Taşa tutmak , taşı gediğine koymak , taşlamak , taş taş üstünde bırakmamak gibi deyim ifadelerimiz mevcut malum. Şimdi bu dediklerimden sonra ben kitabı sevmemiş mi olurum ? Hayır , kitabı çok sevdim ve 9 puan verdim. Fakat o kesilen 1 puan da anlamsız değildir. Havadaki ‘oksijen’ oranını bilir misiniz ? Yaklaşık yüzde 20 , çok küçük oranlı birkaç gazı saymazsak geri kalan yaklaşık yüzde 80 ise ‘azot’tur. Herkes oksijeni kutsar , ama bizi ayakta tutan içimize çektiğimiz havanın asıl büyük kısmı azottur. Yine de hastaların tedavisinde oksijene müracaat edilir , dünyamızı saran kıymetli ozon tabakamız da oksijenden oluşur. Bir çeşit mükemmellik arayışımız var ve eksik olan her şey eksiklik olarak kalıyor. Tıpkı yüzüne bakmadığımız kömürün de karbon ağırlıklı olması , ama paha biçilemeyen elmasların da karbon olması gibi. Tek fark elmasın ‘saf’ karbon olması. Ben kömür gibi kapkara bir hikaye okudum , elim yüzüm kapkara oldu , karalara bulandım , ‘Bulama’landım. Fakat pişman değilim , keyif aldım. Yine de insan olduğum için elmas gibi bir taşın arayışında olmaya da devam edeceğim. Teşekkürler Resul Bulama , Resul ağabey..
1000Kitap
Taş Sektirme UstasıResul Bulama · Şule Yayınları · 0234 okunma
··
2.788 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Taş Sektirme Ustası’nın bunları düşündürüp yazdırmasına çok mutlu oldum Osman. İnsan bir taş attığında bunun yansımasını ve nasıl göründüğünü görmek ister. Herkes farklı farklı şeyler görebilir, bekleyebilir. Bu dikkatli okunduğunun ve attığımız taşın bir yerlere değdiğinin göstergesidir. Bu nedenle vermiş olduğun 9 puana sevgiyle, kalan bir puana saygıyla okudum incelemeni. 9 puanı da, kalan taşı da konuşmak çok güzel olacak. Teşekkürlerimle...
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkürler abi. Birbirimizin samimiyetimizi bilmenin rahatlığıyla yazdım. Olumlu pek çok konuya giremedim ama seninle paylaşmıştım. Ağırlığı o 1 puana vermiş oldum biraz , hakkıni helal et. Konuşacak çok şey olan bir eser var olasın :)
Osman, incelemenden paragraflar çalsam kaç öykü çıkarırım belli değil:) Hem içten hem nesnel yorumlamışsın. Senden de başka türlüsü beklenmezdi zaten. Eline sağlık arkadaşım.
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Sağolasın çalabilirsin :) Bizde böyle ne düşünüyorsak o yani edebiyata hizmet önceliğimiz , kimseye torpil geçmeyiz :)
İnceleme çıtasını arşa çıkarmışsın, zihnine sağlık Osman.
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Sağolasın kardeşim , keyifle okunuyorsa edebiyata ve okurlara küçük bir katkımız olur. Yazmak güzel şey.
11 şubattaki buluşmada konukları ağırlama ve mutfak tarafı bende. Sen direkt katılımcı koltuklarından birine yerleş dostum. Bu inceleme bunu hak ediyor:) Belli ki, konuşacak çok şey var. Emeklerine sağlık... Görüşmek dileğiyle...
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkürler dostum , o gün işim çok olur diye aradan çıksın diye yazdım aslında :) Yardımını elbette alırım var olasın.. Umarım Resul abi de hoş görür beni , başka bir açıdan bakmaya çalıştım taş bu yerde durduğu gibi durmuyor :)
Fihrist gibi bir inceleme, tüm detayları ve duygularıyla Bulama Taşlarının çakıllarını okudum sayende. Emeğine sağlık Osman Y.🍀
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkürler abla sevindim :) elimden geldiğince katkı yapmaya çalıştım.