Kirpinin Zarafeti, Fransız yazar ve Felsefe Profesörü Muriel Barbery'in uzun süre en çok satanlar listesinde yer alan, aynı zamanda 2009 yapımı Yaşamaya Değer adlı sinema filmi ile beyaz perdeye de aktarılmış romanı.
Roman, bilinç akışı tekniği ile yazılmış. Lüks dairelerin bulunduğu bir apartmanda kapıcılık yapan Renée Michel, aynı apartmanda oturan ve üst sınıftan bürokrat bir ailenin 12 yaşındaki kızı Paloma Josse'nin dönüşümlü monologlarıyla ilerliyor.
Kitaba ismini veren Kirpi metaforu, soğuk, mesafeli ve katı bir görünümün ardında kendini gizleyen, gerçekte ise zarafetiyle, sanata ve edebiyata olan tutkusuyla bir kapıcıdan çok daha fazlası olan Renée'yi tanımlıyor. (Kirpi metaforu: Kirpiler birbirine çok yaklaşırsa, dikenleri ile birbirleriyle zarar verirler; ancak bu, kışın birbirlerine belli bir mesafeye kadar yaklaşıp ısınmak suretiyle donmaktan kurtulmalarına engel değildir)
Kitabın ismine de esin kaynağı olan kirpi metaforu, modernleşen ancak aynı zamanda bir takım riskleri de içinde barındıran gündelik hayat içerisinde, kendini güvenceye almak için bir takım duvarlar ören, sınırlar çeken insanlığın durumunu da yansıtıyor.
Paloma ise sosyal sınıf olarak üst tabakada yer alan bir aileye mensup olmasına rağmen, sınıf ayrımını dışlayan, yaşıtlarının ortalamasından daha zeki ancak kendini aile bireylerinden ve diğer insanlardan olabildiğince soyutlayarak o da bir nevi gelecekte Kirpi metaforunun bir diğer örneğini sergilemeye aday. Hayatı anlamsız buluyor ve 13'üncü yaş gününde adından söz ettirecek bir intihar eylemi ile hayatına son verme düşüncesinde.
Apartmana sonradan yerleşen Kakuro Ozu ise adeta iki kirpiyi birbirine yakınlaştırıyor.
12 yaşında bir çocuğun intihara eğilim göstermesi gibi özellikle ebeveynler için ürkütücü bir olay, Paloma'nın biraz merak, biraz da anlam arayışı nedeniyle sürdürdüğü komik denebilecek mini intihar provaları ile anlatılıyor. Sonrasında ise ölümün sanıldığı kadar da arzu edilecek bir süreç olmadığının farkındalığına ulaşmış olan Palomo'nun monogları ile eser kapanışını yapıyor. Bu farkındalık ise, hüzünlü bir başka gelişme sonrasında gerçekleşmekte.
Bu bağlamda sınıf ayrımcılığı da bazen edebi, bazen felsefi biçimde, bazen de gündelik hayattan verilen örnekler aracılığıyla hicvediliyor. Genç-yaşlı, zengin-fakir, okumuş-cahil, burjuva-bürokrat farklılaşması ibretli ve düşündürücü bir şekilde anlatılıyor.
Yaşlıların adeta çevrelerine sorun çıkartmayacak bir ölümle hayata veda etmeleri maksadıyla huzurevlerine teslim edilmesinin bir çocuk gözünden değerlendirilmesi, bir kapıcı kadını kendi kimliği ile bir insan olarak gör(e)meyen bir toplulukta (öyle ki saçı ve kıyafeti değiştiği için onu tanımayacak derecede) ondaki zarafeti, inceliği ve güzelliği gören az sayıda insanın varlığı, toplumda kimlik bunalımı ve statü çatışması yaşamak istemeyen insanların çareyi kendini maskelemekte bulması eserde dikkati çeken diğer belirgin hususlar...
Kirpinin Zarafeti bir oturuşta tempolu bir okuyuşla bitirilecek türden bir kitap değil. En azından benim için olmadı. Edebiyatın, felsefenin bolca yer aldığı eserde, edebiyatın yoğunluğu biraz daha fazla. Felsefi olarak öne çıkan bölümlerde ise, bana göre iyi bir özellik olmak üzere, okuyucunun anlamakta zorlanacağı bir terminoloji yok.
Gene de okurken ilerlemekte zorlanan okuyucular için filmin izlenmesini önerebilirim (webteizle.one/izle/dublaj/the...)
Kitabın detaylı değerlendirmesini bizzat edebiyatçı gözüyle dinlemek isterseniz linkteki videoyu izleyebilirsiniz (youtube.com/watch?v=WTlOmpI...).
Doğrusunu söylemek gerekirse filmini izlemek eseri okumaktan daha çok keyif verdi ancak 10 saat civarında bir sürede okuyabileceğiniz bir eserin bir buçuk saatlik filminde tüm detayların yer alamayacağını da hatırlatmak isterim. Buna rağmen, oyuncuların romandaki karakterleri birebir yansıtma konusundaki özgünlüğü, perdeye aktarılan detayların yeterli ve anlaşılır olması nedeniyle filmi oldukça başarılı buldum.
Keyifli okumalar, iyi seyirler dilerim.
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Turkuvaz Kitap · 20129,8bin okunma