Kızıl Veba özellikle mikroorganizmalıların mükemmelliği ile büyülenmiş bir biyoloji öğrencisi olarak çok keyif aldığım bir okuma oldu. Mikroorganizmalıların ne kadar muhteşem varlıklar olduklarını eğitimim süresince öğrendim ve öğrenmeye de devam ediyorum. Bu bağlamda uygarlıkları, hatta pek çok türü yok edebilecek potansiyelde olduğunu öğrendiğimi düşünüyorum.
Büyük kayıplar yaşadığımız ve pek çok insana doğadaki ve dünyadaki acizliğimizi gösterdiğini düşündüğüm pandemi dönemimiz kitabı okurken pek çok kez aklıma geldi. Ne kadar kötü bir sondan kurtulduğumuzu düşünerek minnet duydum. Bunu Jack London’un da bahsettiği, kendilerini tedaviler bulabilmek için feda eden bilim insanlarımız sayesinde aşabildik.
Fakat işler her zaman bu şekilde ilerlemeyebilir. London’ın da Kızıl Veba sında bahsettiği gibi bu süreçlere iyi hazırlanmalı, doğaya ya da birbirimize karşı değil yan yana durmalıyız. Bencil bir şekilde Dünyamızın kaynaklarını tüketir, doğamızı ve geleceğimizi umursamadan hareket edersek köpükler gibi uçup gideriz. Tüm çabalarımız ve bencil hareketlerimiz doğa karşısında bir hiç kalır.
Dünya her zaman çöküşler yaşadı fakat her zaman ayakta kalmayı başardı. Hatırlamamız gereken şu ki bunu insanlar sayesinde başarmadı. Bu nedenle kulvarımız olmayan bir rakiple savaşmayı aklımızdan geçirmemeli, muhteşem varlıklar olduğumuz yanılgısına düşerek böbürlenmemeliyiz. Aksi taktirde herhangi bir organ sistemi olmayan, bizim gibi düşünemeyen, çıplak gözle görme ihtimalimizin bulunmadığı canlılar bir bakmışız uygarlıklarımızı bile yok etmiş; tıpkı kızıl vebanın yaptığı gibi…
Unutmayalım ki türümüz doğanın ürettiği oksijene; onun sistemlerimizin tüm işlevleri için bize enerji sağlayacak besinlerine ve dahasına bağımlıdır.
Özetle, Kızıl Veba kitabını, biyolojik perspektiften bakabilmeme fırsat verdiği için daha da bir sevdim ve bu perspektiften yorumlamak istedim.
10 üzerinden 9 puan vermemin nedeni ise biraz daha uzun anlatılmasını istediğimdendi. Teması Körlük kitabının temasına benzerdi ve ben sanırım onun kadar uzun olmasını hayal etmiştim.
Son olarak, umarım biz Homo sapiens bireyleri, diğer hayvanlardan farklı olarak bize bahşedilmiş beyin bölgemizi, prefrontal korteximizi bencil olmayan, uzun soluklu ve barışçıl düzenler için çalıştırırr; doğamız ve türümüz için en mantıklısını seçeriz.
Sevgiler…