Eğer kitap hakkında genel bir fikir edinmek için buralarda dolaşıyorsanız sizi önden bir uyarı ile karşılayacağım. Eğer cinsellik, uyuşturucu, kan vb. şeylere bir hassasiyetiniz varsa bu kitabı okumayın. Yok illa inatçılık yapıp okuyacağım derseniz de gelip incelemelerde kitabı bu yanı ile olumsuz eleştirilerinize mazur bırakmayın. Çünkü çok komik duruyorsunuz :)
Kitaba dönecek olursam, kitabı okumaya daha doğrusu Hakan Günday'a uzun süredir başlamak istiyordum. Dün kafamı dağıtmak için gittiğim sahafta şans eseri karşılaştık ve ben de hemen alıp başlamak istedim. Kinyas ve Kayra ile başlanılması önerilse de ben onu sona saklayacağım büyük ihtimalle. Çünkü öyle mükemmel bir eseri bitirip diğerlerinin beni içine çekememesinden korkuyorum. Bu nedenle eğer Hakan Günday'a başlamak istiyorsanız şüphesiz doğru yerdesiniz. Burayı hallettiysek kitabın içine biraz daha dalalım, yer altı bizi çağırıyor ;)
Peki nedir bu Zargana? Zargana aslında bir balık çeşidi. Kemikli uskumrugiller familyasından olan zargana balığı ince ve uzundur. Çenesi de sivri ve gaga gibidir. Peki neden kitabın ismi Zargana derseniz, Hakan Günday bize bu cevabı 94. sayfada bizzat kendisi veriyor: "Çocuk bile kendisine neler olduğunu bilmiyordu. Yaşıtları erkekliğe doğru giderken, o bir hayvana doğru yürüyordu. İçindeki Zargana kabuğunu kırmış, çocuğun iç organlarının arasında keşfe çıkıyordu." Sonraki paragraflarda da ifade edildiği üzere çocuğun hayal gücü ile beraber midesinde bir zargana balığının gezdiğine inanır(bkz: kitabın kapağında resmedilen karakterin midesi). Ayrıca bu cümlelerin geçtiği bölüm hiç şüphesiz kitabın en iyi bölümüdür. Gerek betimlemeler, gerek duyguların tarifi, gerekse kahramanımızın damarlarında gezen uyuşturucu ile beraber bizimde gezmemiz. Hepsi göz ardı edilemeyecek bir ustalıkla anlatılır. Zaten kitapta genel olarak aksiyon ve olaylar bu bölümden itibaren başlıyor diyebiliriz. Hakan Günday'ın bize kazandırdığı büyük ivme ile en yükseği görüp ivmemizle yavaş yavaş hızlanmaya başlıyoruz tekrar.
Kitabın konusunu size özetlemeye çalışacak olursam-ki hayatım boyunca okuduğum en iyi roman konularından birisi olabilir- 12 yaşında evlatlık olduğunu öğrenen bir çocuğun evden kaçmasıyla sokakta yaşadığı tecavüzle beraber yavaş yavaş "zargana"ya dönüşmesi, belli bir süre sonra şans eseri tanıştığı ve hayatı boyunca aşık olacağı tek insan olan Betty ile tanışması. Betty ile atıldığı maceralar ve Betty ile yollarının ayrılması. Zargana bu kısımda tekrar ailesinin yanına döner. Ama ailesinin yanına dönmesinden 3-4 yıl sonra anne-babasını(üvey) bir trafik kazasında kaybeder. Artık 3. Dünya ülkelerinin servetine denk bir mirasa sahip olmuştur üstelik tek varis olarak. Bir süre sonra ise Zargana bu parayı kendi hayatının belli dönemlerini canlandırması için çeşitli oyunculara-halkın içinden seçtiği kişiler- verir. Yine bu oyunculara kendi tarafından yazılmış senaryolar vererek canlandırmasını ister. Böylelikle kendini hatırlayacak ve bir süredir kaybettiğini düşündüğü Zargana'yı tekrar bulacaktır.
Kitabın eleştirilecek kısımları var eğer o kısımlar da olsaydı belki de Hakan Günday'ın en meşhur eseri olabilirdi. Bu kısımlardan biri yan hikayelerin insanı tam anlamıyla içine çekememesi ve merak duygusunu tamamen uyandıramamaları. Bir diğeri ise kitabın genel olarak bir tık aceleye gelmiş gibi olması. Belki de bana öyle geldi bilemiyorum ama kesinlikle Türk edebiyatı için önemli bir eser ve önemli bir yazar. W.A.S.P-Miss You eşliğinde okuyun :)
ZarganaHakan Günday · Doğan Kitap · 20259bin okunma