"Her şeyin ulaşılabilir olduğu bu dünyada hiç bir şeyin anlamı yoktur." (Syf: 15)
Söze nasıl başlasam gerçekten bilmiyorum. İnceleme yazarken zorlandığım nadir kitaplardan oldu Cesur Yeni Dünya. Çünkü kitabı kafam çok karışık aynı zamanda çok etkilenmiş olarak bitirdim. Zaten distopik bir kitabın beni etkileyememesini gerçekten düşünemiyorum. Aldous Huxley de okurun karşısına farklı ve ilginç bir distopya sunuyor. Modern geleceğin karamsarlığını, tanrının Ford adında bir adam olarak görüldüğü, insanların canı sıkılınca hemen "soma" adında bir hap alıp mutlu olduğu, insanların aynı kişi ile tekrar beraber olamadığı çünkü "herkes herkes içindir" sloganıyla yaşayan bir toplum sunuyor. Ama bu toplumda hiç kimsenin hiç bir şeye hakkı yok. Çünkü doğmadan önce hangi statüde olacağınızın, zeka seviyenizin, güzelliğinizin, işinizin ne ve nasıl olacağı çoktan belli olmuş oluyor. Bu dünyada başta kaldıramazsınız, çünkü şartlandırma yöntemiyle düşüncelerinize bile karar veriyorlar. Düşüncelerinizin bile belirlendiği bir dünyada mutlu olunabilir mi sizce? Oluyorlar. Bu insanlar hiç bir hakları olmamasına rağmen mutlular, çünkü istedikleri zaman istedikleri kişinin yanındalar ve herhangi bir sıkıntıda soma hapını yutup mutluluğa hemen ulaşabiliyorlar. İşte mutluluk onlar için bir hap kadar değersiz. Ama
bence asıl mutlukuk bu olamaz. Kitapta da geçtiği gibi; "Her şeyin ulaşılabilir olduğu bu dünyada hiç bir şeyin anlamı yoktur."
Okurken sanki 1984"ün farklı bir versiyonunu oluyormuş gibi oldum. İkisi arasında fazlasıyla kıyaslama yapabiliyorsunuz. İki kitapta benim için bir başyapıt. Sizinde bu kadar güzel bir distopik romanı begenmeniz dileğiyle.
Keyifli okumalar
Aldous Huxley
#bilimkurguklasikleri