"Her şeyin hemen olmasını istiyorum ama hiçbir şey olmuyor."
9/10
·104 syf.··
2023 1. kitabı
"Daha yola çıkmadan varmak istiyorum. Her şeyin hemen olmasını istiyorum ama hiçbir şey olmuyor. Sürekli bekleme halindeyim; bir mektubu, çalmayan bir telefonu, geç kalan birini bekliyorum hep; hiç huzurum kalmadı" Bu sene okuduğum her kitap hakkında bir inceleme yazmak istiyordum gelecekte kitapla ilgili düşüncelerime bakmak için, buraya veya defterime. O yüzden kitapla ilgili bilgiler değil bana hissettirdikleri daha yoğun olacak sanırım. Bir an önce bu yazıyı bitirmek istiyorum, yarıda bırakıp yarın yazmak istemiyorum. Şimdi iyi de olsa kötü de olsa bitirmeyi istiyorum. Bu kitap bu sene okuduğum ilk kitaptı. İsmi beni kendine çok çekmişti çünkü ben de "bekleyecek vaktimin kalmadığı" bir dönemdeydim, ama kitabı okuduktan sonra bu bekleme durumunu sevdiğimi, sürekli beklediğimi fark ettim. Bekleme ve beklememe durumunu asla ayarlayamıyorum. Sabırlı olmam gerekirken çok sabırsızım. O an olmayacaksa hiç olmasın diyorum, beklemeyi de beklememeyi de bilmiyorum. Oldukça kısa bir kitap ama hemen bitirebilir misiniz, bilemiyorum. Fournier yavaş yavaş okunduğunda daha iyi anlaşılan biri bence. Okuduğunuzda da sanki karşılıklı bir şekilde konuşuyormuşsunuz hissi yaratıyor. O anlatıyor, siz düşünüyorsunuz. Kendi yaşantınızla bağdaştırabiliyorsunuz dediklerini. Kitapta bazı okurların, paralarının karşılığını alamadıkları gerekçesiyle ona kızdığını söylüyor. Kitabını hızlı bitirmek istiyor Fournier, beklemek istemiyor. Hızlıca bitirmek, yazdıklarını görmek istiyor. Düşünceleri kısacıktır belki de, kim yargılar? Kitap anlatı türünde, Fournier seçtiği konu üzerinden kendi yaşamından ve iç dünyasından örnekler vererek düşüncesini bize aktarıyor. Genelde roman okuyan biriyim ama bunu da oldukça sevdim. İnsanlarla konuşmayı seviyorum fakat bazen cevap vermek çok yorucu oluyor. Kitabın en iyi yanı galiba bu, sizinle konuşuyormuş hissi oldukça yoğun, sadece geri cevap vermiyorsunuz. Ana fikir, kitabın isminden de anlaşılacağı üzere sabırsızlık, bekleyemeyiş, bir an önce olsun isteme, zaman. Sabırsızlığı ve bekleme anının tüketiciliğini en öz ve iyi şekilde anlatan kitaplardan olduğunu düşünüyorum. Asla beklemeyi bilen biri değilim, istediğim şey o anda olmalı. "Sabır" kelimesi de bana çok uzak. Cümlelerin sonu hemen gelsin istiyorum, başladığım kitabı o an bitirmeyi diliyorum, okulda saatin geçmesini bekliyorum, bir diziye başladığımda sonunu düşünüyorum. "Anın tadını çıkarmayı" değil o anın hemen bitmesini istiyorum. Sabır beni ne zaman arayacak bilmiyorum, onun aramasını beklemeyi sevmiyorum. "Pastanın sonu, tutkunun sonu, güzel bir filmin sonu, yaz sonu, (62 sayfalık) Tenten'in sonu, son anlar, son arzular, son sözler. Son saat, son dakika, son saniye" Hoşuma gitmeyeceğini bile bile hep sonu bekliyorum. Bir şeylerin bitmesini beklediğim kadar bitmemesini de bekliyorum. En sevdiğim dizinin son bölümünün hemen bitmesini bekliyorum ama bitmesini istemiyorum. Okulun son haftasına kadar okulun bitmesini bekliyorum, son haftası bitmemesini diliyorum. Kışın bitip yazın gelmesinden korkuyorum. Rose Sayer olsaydım o tekneye binmez başka bir araç beklerdim. Kitapta da bundan bahsediyordu, beklemenin ve bekleyememenin karmaşıklığı, sabırsızlığı. Ama sabırsız kişi birçok şeyin zevkini bilemez. Sevdiğini beklemenin zevkini, kekin pişmesini beklemenin zevkini, suçlunun adını öğrenmek için filmin sonunu beklemenin zevkini... Neyi, nasıl beklediğimiz de önemli sanırım. Tatar Çölü'ndeki Drogo gibi hiç gelmeyecek Tatarları bekliyoruz bazen sonsuz sabır(sızlık)la. Bekleme aşaması çok yorucu geliyor, bitmeyecekmiş gibi geliyor. Beklemenin keyfini çıkartamıyoruz, bulut olmadan yıldırım düşürmeyi isteyenlerdeniz sanırım biz de. Hep en iyisini yapmak için bekledim. Birçok yazıyı, birçok formu "daha iyisini yazabilirim" diye göndermedim, bunun yüzünden büyük fırsatları kaçırdım. Sonuç olarak daha iyisini hiç yapamadım, o an zaten "daha iyisi" bendim. Sonra daha iyi olabilecek olsam bile bunun için beklemek beni en iyisi yapmadı, geç kalmış biri yaptı. Bu yazıyı beklemeden atmak istiyorum, kötü olsa bile yazmak istedim, en iyisi olmayı beklemedim. Beklemem gereken yerlerde beklemiyorum, beklememem gereken yerlerde adım atamıyorum. Harekete geçme durumu beni korkutuyor. Ama 80 yıl sonra bekleyecek sabrım kalmadı. Filmin sonunu bekleyeceğim çünkü filmi izlemek güzel, o yazıyı atmak için beklemeyeceğim çünkü o an atmalıyım. Harekete geçmek için doğru anın gelmesini beklemeyeceğim, Andy Hardy gibi başlayacak her şey. Sanırım kitabın en iyi yanı bana bunu göstermesiydi. Beklemek ve beklememek. Ahmaklara sabır gösterilmez, iyi bir kitaba gösterilir. Neyi beklememiz gerektiğini, neyi beklemenin daha zevkli olduğunu anlamamız gerekiyor. Beklemeyi sevmiyorum, o an olsun istiyorum her şey. Galiba bekleme anını sevmem gerekiyor, bunu nasıl yapacağımı öğrenmem gerekiyor. Bu yazıyı gece 2.22'de atmak mı yoksa sabahı bekleyip düzenleyerek atmak mı? Bunu bilmem gerekiyor. Sabah atarsam kendi düşüncelerim çıkmış, yazarın hayatı girmiş olacak. Şüphesiz, sabah daha iyisini yazarım. Ama ben beklemek istemiyorum. Sabah yazıyı silmeyi veya düzenlemeyi bekleyerek uyuyorum. "Tren bekliyormuşum. Tren gecikmiş. Hayatımda ilk ve son kez bu gecikmeye tahammül ediyorum. Gülümsüyorum, tıpkı Tatar Çölü'ndeki ana karakter Drogo gibi. Nihayet sabrım var. Demiryoluna bağlıyım." Sanırım Tatar Çölü'nde saat yok. "nothing good happens after 2.00 a.m." open.spotify.com/track/3M2bD9SMY...
Edebiyat
Bekleyecek Vaktim Kalmadı ArtıkJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20253,731 okunma
··
1.347 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
mükemmel bir yazı yazmışsın. okurken bile “acaba devamı nasıl güzel?” diyerek okumaya çalıştım,sabredemedim. çok iyi.
sena ada
Gönderi Sahibi
çokk teşekkür ederimm 🥹🤍🤍🤍