İnsan her yerde ve herkeste bir parçasını bırakır. Bunu cömertlikle yapıyorsa verdiğinden fazlasını er-geç bir gün bulur, alır; değilse toplanmak için geçtiği yerlere, gördüğü kimselere uğrasa bile, Toptaş'ın değindiği gibi; "eksik" (kalır), eksilir...
Bana kalırsa ben her zaman sadelikten yanayım. Sade bir sözle, insanla araya mesafe katmadan insana dokunabilmeyi daha sıcak ve hoş buluyorum. Tabi bu yerine göre değişebilir çünkü ağır bi dilin de kulağa hoş gelen bir tarafı vardır her zaman. Ama insanlara bazı duyguları doğrudanaktarmak ve o duyguları hissettirebilmek için sade bir dil daha doğrudur. Örnek verecek olursam günlük hayatımızda bir kişiyle sohbetimizde söyleyeceğimiz sözcükleri kısa tutmanın uzun tutmaktan daha etkileyici ve iletişimi kolaylaştırdığı gibi.