·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Şubat 2023 20:04 Şubatın 2. Haftası nizamiyeye Ahmet astçavuşun yanına çıkıp çarşı iznimi 14 Şubat yazması için ricada bulunmuştum. Sağolsun işimizi gördü. O gün canımdan çok sevdiğim ta İstanbullardan Ankaralara gelmişti. İlk defa bir sevgililer gününü sevdiğimle beraber ve Mehmetçik olarak geçirdim. O gün birtanem bana bu çok kıymetli kitabı hediye edip eklemişti “Tam sana göre bir kitap. Çok akıcı ve çok güzel. Kesinlikle beğeneceksin.”
Evet aynen de öyle oldu. Kitabı sadece nöbetlerimde okumama rağmen 5 günde bitirmiştim. Son sayfalarına yaklaşırken bir an önce sonunu öğrenmek için sabırsızlanıyor aynı zamanda kitabın bitmek üzere olduğu gerçeği beni telaşlandırıyordu.
Kitabı bitirdikten sonraki en net fikrim okuduğum en iyi ilk 3 kitaptan birisi olduğuydu. Bundan emindim. Daha çok Rus edebiyatının o derin betimlemeli üslubuna hayran kalmaya alışmış olan ben ilk defa batılı bir yazarın kaleminden çıkmış böylesine uzun uzadıya betimlemelerin olduğu, derin karakter analizleriyle dolu, dipnotlarıyla beraber okuduğunuz da entelektüel birikiminize fazladan üç beş sikle doldurabileceğiniz bir eserle karşılacağımı bilmiyordum.
Özellikle Kitabın başrolü Martin Eden ve kitabın yazarı Jack London’ın benzerliklerini bilerek okumak çok keyifliydi.
Martin Eden’in varoşların arasındaki cehaletle barışık hayatının ortasına düşen aşk ateşi ve bu ateşin müsebbibi yeni Martin Eden. Aşk ne güçlü şey değil mi? Aşk için aşık olunan için insan neler yapmıyor ki…
En nihayetinde aşkın da yalan olduğunu görmeyiver.
Binaenaleyh kitap benim için tek kelimeyle harika idi. Bir soluktu okuyup bitirdim. Canı gönülden tüm dostlarıma tavsiye ettim. Hatta şuan koğuş nöbetçisinde bitirince gece nöbetçisi okuyacakmış sonra da hijyenci bir arkadaşta sıra. Sanırım bütün tabur kitabı sırayla okuyacak bu gidişle.
Şafak atarsa Düzce. Keyifli okumalar.