·249 syf.····Okunma: 02 Şubat 2023 18:07 (spoiler içerebilir)
Hem felsefi hem de hayatı açısından beni çok etkileyen bir yazar Thomas More. Kitap iki bölümden oluşuyor ilk bölüm daha çok karşılıklı diyalog şeklinde. Dünya da bir çok yeri dolaşıp Ütopyayı görmüş olan Rapheal Hythloday'in fikirleriyle o zaman ki ülkelerin durumlarıyla Ütopya'nın durumu karşılaştırılıyor. İkinci bölüm ise diyalogdan ziyade Rapheal'in Ütopyada ki düzeni anlatıyor. Yazarın kendi fikirlerini başkasının ağzından bu şekilde vermesi o zaman ki üstündeki baskı karşısında gayet mantıklı birşey olmuş. Bence ilk bölüm ikinci bölümden -özellikle eleştirileriyle- daha ilgi çekiciydi.
Kitabın son kısmına eklenen yazarın hayatı da ayrı bir ilgimi çekti. More'un ölümle burun buruna olmasına rağmen düşüncelerinden vazgeçmemesinde ki kararlılığı, hayata karşı olan pozitif ve eğlenceli tutumu ve daha fazlası benim gözümde ikonik bir yere sahip olmasını sağlıyor.
Peki ya ütopya gerçek olabilir mi? Gerçekten bu kadar düzen içinde, altın gibi madenlerin değersiz bulunduğu, tüm malların herkesin ortak malı olduğu, suç oranlarının neredeyse sıfır olduğu bir ülke olması mümkün mü? Benim fikrimi sorarsanız değil. Ben tüm insanların içinde doğuştan gelen bir iyilik ve kötülük olduğuna inanıyorum, peki insanları gerçekten kötülüğe sürükleyen şey mecburiyet mi? Mecburiyetten yapan insanlar da olduğunu düşünüyorum ama hepsinin böyle olduğu fikrinde değilim. İçindeki kötü kısmı kontrol edemeyip nefsine yenik düşerek sadece zevk için de kötülük yapan insanlar olduğunu düşünüyorum. Böyle bir durumda cidden insanların refah içinde olduğu bir devlet sunmak kötülüğü, suçları önleyebilir mi? Bu açıdan kitabın adının; gerçekleşmesi olanaksız, çarpıcı, ilginç tasarı ya da düşünce anlamına gelen ve bu türe adını veren "Ütopya" konulması pekte yersiz sayılmaz.