Herkese selam! Tatlış mı tatlış bir kitapla geldim. Önce biraz konusundan bahsedeyim. Kitap alternatif bir evrende geçiyor. Krallıkların olduğu, kendi özel dinlerinin ve kültürünün olduğu bir evren. Krallıklar olmasına rağmen bakanlar falam var vs. Neyse. Bu evrenimizde elementleri kullananlar büyücü olarak adlandırılıyor. Büyücülere karşı halkta inanılmaz bir önyargı var. Onlardan korkuyorlar ve garipsiyorlar.
Ana karakterimiz kütüphane çırağı Vhalla. İnsanlardan çok kitapları seven, neredeyse sıradan biri. Hayatı prenslerden birinin hayatını kurtardığında değişiyor çünkü... Bir büyücü olduğunu öğreniyor! "Sen bir büyücüsün Vhalla... “ Bunu okuduğumda kitaplığımdaki Harry Potter'a hüzünlü bir bakış attım.
Gelgelelim olaylar sadece bunlarla sınırlı kalmıyor. Vhalla soyu tükenmiş bir element kullanıcısının son ferdi.
Vhalla büyücülerin eğitim aldığı Kule'ye katılıp katılmamak arasında karar vermeye çalışırken Ateş Lordu Prens Aldrik de ona dünyayı tanıtmaya çalışıyor. (Cancağızım...)
Kitabın dünyası güzel. Dili akıcı 3. Kişi ağzından. Bence 1. Kişi ağzından yazılsaydı daha da güzel olurdu. Sonuçta olay tamamen ana karakterin etrafında dönüyor. Kitapta beni rahatsız eden şey, olayların bir türlü başlamaması oldu. Bu kadar ağır ilerlemesini sevmedim. Yine de akıcı olması bunu kötü duruma getirmedi. Ayrıca kitaptaki her erkek başka kadın yokmuş gibi Vhalla'ya düşüyor. Bu da bana pek mantıklı gelmedi.
Onun dışında karakterleri sevdim. Vhalla'nın arada kararsızlığı sinirimi bozsa da karakterleri genel olarak çok sevdim. Hepsi farklı kişilikleri olan ve iyi işlenmiş karakterlerdi.
Diyeceğim o ki... Farklı dünyalara yol açan bir fantastik seri istiyorsanız şiddetle tavsiye ederim!
24 Eylül 2020