Bu kitabın incelemelerine biraz baktığımda Haruki Murakami nin en zayıf kitaplarından biri olduğunu ve bu yazarı okumak istiyorsam özellikle 1Q84'ten başlamam gerektiği yazıyordu. Bu yazarın kitaplarını okumak hep kafamda vardı ama her zamanki gibi o veya bu sebepten geçiştiriyordum. Sonrasında 1k da Mary mallon nın bu kitabı okuduğunu gördüm. İlk başta öylesine geçtim ama sonrasında kitap kafama takıldı. Birkaç gün geçtikten sonra kitap hala daha kafamda takılı kaldı ve boş vakitlerimde sürekli o kitabı hatırlıyordum. Bende o sebeple kütüphaneye gittiğim bir vakit şans eseri bu kitabı bulabildim ve hemen ödünç alıp okumaya başladım. İyikide okumuşum.
Evet normal bir durumda bu kitabı okusaydım. Bende bu kitap için çok sıradan ve aşırı uzatılmış diyebilirdim. Ama kitabın içerisinde şu an içinde bulunduğum durum ile alakalı kendimde çok fazla parça buldum. Ben çok sevdim ama sizi uyarayım kitap sizde dokunmazsa paragrafın başında saydığım şeyleri düşünüp zayıf bir kitap olduğunu söyleyeceksiniz. Bile bile lades gibi bir durum bu açıkçası. Risk almanız gerekecek.
------------- SPOİLER İÇERİR ----------------
Bu kitap bana gerçekten hayatımızı iyisiyle kötüsüyle dolu dolu yaşamamız gerektiğini bana bir kez daha hatırlattı. Evet basit bir şey gibi geliyor bu insana. Ama bazen öyle durumlar oluyor hayattan hiç tat alamıyorsunuz. Bu zamanlarda genelde önünüzde iki seçenek çıkıyor. Ya o kötü durumlarda uzun süre saplanıp kalma veya bir şekilde bir yolunu bulup o bataktan çıkma. Çıkamasan bile o bataklığın çevresinden bir şekilde dolanıp hayatta yeni bir şeyler arayışında olma. Bunlar hayatın basit gerçekleri olsa bile bazen bu seçenekleri görmek çok zorlaşıyor. Bu kitap bana bu seçenekleri göstermiş oldu en azından kendi kafamda. Buna cidden ihtiyacım varmış.
Naoko bu yüzden benim için bataklığın içine saplanıp kalmış bir karakter oldu. Kizuki'nin ölümünü kendi iç dünyasında kaldıramadı. Vatanabe ile tutunmayı denedi ama Kizuki'yi hayatından çıkaramadığı için malesef intihar etti. İnsanın kendini işin içinden çıkamayacağını düşünmesi hiç iyi değil.
Midori bunun tam tersi bir karakter. Bana göre daha tramwatik şeyler yaşamış olsa bile bir şekilde bu hayatta yaşamaya çalışmış. Yaşadığı hayatta Vatanabe'yi bulmuş ve ona tutunarak bir şekilde hayatını ilerletebilen bir karakterdi. Bence bu kitaptaki en iyi karakter .
Bu kitapta en sevmediğim karakter ise Reiko'ydu. Kendisinin yaptığı pedofili davranıştan dolayı affetmesem de. O bile 8 sene Naoko'nun kaldığı hastane de kaldıktan sonra o çarktan çıkmış ve gerçek hayata atıldı.
Vatanabe ise yukarıdaki ve diğer karakterlerin merkezinde kalan bir karakter. Naoko ile geçmişteki sevdasından dolayı onunla birlikte olmaya ve birlikte iyileşmeye çalışmış olsalar bile en sonunda hayatına iyisiyle kötüsüyle yaşayan Midori ile duygularını daha açık ve olsuğu gibi kabul ettiği için en sonunda aralarındaki duygular gelişti ve birlikte olabilecekleri bir yol açıldı. Vatanabe Naoko intihar ettiğinde bir süre kendi çapında yas tutsa bile en sonunda o da hayatına devam etmek için Midori'yi arayıp bitti. Bence o bitiş çok iyiydi ama o bitişten önce Reiko ile Vatanabe'nin buluşması çok kötüydü .
Cidden bu kitabı iyiki bu zamanlarda okumuşum. Bana çok iyi geldi ve bazı şeyleri kafamda daha iyi oturmasını sağladı. O yüzden çok memnunum.
İyi okumalar.
🙏✨ memnun kalmanıza sevindim. Sizin için daha anlamlı kitaplar bulmanızı diliyorum. Ve tabii hayatınızda mutlu memnun olmanızı. Ellerinize emeğinize sağlık inceleme için🙃