Puan vermedi·72 syf.····Okunma: 19 Mart 2023 18:22 Şimdiye kadar okuyup da beğenmediğim tek bir Zweig novellası yoktur. Sadece her seferinde bu daha iyi diyorum. O kadar.
Bu kitapta üç öykü var. İlk ikisi Stefan Zweig'in novella dediği türden, üçüncüsü ise bana göre herkese hayatın anlamını sorgulatacak, kısa ama çok etkili bir öyküsü.
İlk öykü kitaba adını veren Sahaf Mendel ya da Kitap Mendel'dir. Bir adamın hayatta yemekten içmekten bile ileri tuttuğu kitap tutkusunu anlatır. Ama bu tutkusu klâsik kitap tutkusu değildir. Kitapların her şeyine aşıktır o. Ciltlerine, sayfalarına. Bu bana çok abartılacak bir şey gibi gelmiyor. Ama bir savaşın ortasında kör kalması bu tutkusunun derecesini çok iyi anlattı, zaten bu yaklaşımı sonu oldu. Kafedeki temizlikçi teyze benim için öykünün baş kahramanıydı. Fedakarlık ve vefa asla küçümsemeyeceğim çok değerli iki haslettir benim için. O yüzden o teyzeden aldığım dersi aldım koydum kalbime.
İkinci öykü Görülmeyen Koleksiyon. Çok çok derin bir hikâye. Yine fedakârlık ve vefa örneğini orada da vermiş Zweig. Belki ana tema değil evet ama bolca vardı. Ana tema savaşın kararttığı insan hayatı ve elimizden aldığı zevklerimizdir belki.
Üçüncü öykü ise Unutulmayacak Bir İnsan. Hayatta bazı insanların tek bir hareketle bize öğrettiğini yıllarca okullarda öğretemiyorlar. Yaşadığını öğretebilir insan. İnandığını, amel ettiğini... Onun dışında sadece ağızdan çıkmış birer cümle olur söylenenler. Zweig'in bu hikâyesi Ütopya'dır. Asla öyle bir dünya hayal edemiyorum. Belki tek bir kişi bunu başarabilir evet ama herkes değil. Herkesin yapabileceği şeyler de var tabii ki. Bütün bütün ümitsiz değilim. Sonuçta sonucu ne olursa olsun dürüst kalmak parayla değil öyle değil mi? Yalanlarla dünya yeterince kirlendi. Hepimiz kirlettik. Sonuçlarına katlanarak dürüst olmak zamanı geldi de geçiyor bile...