“Şu anda okumayı bitirdiğim bu kitap, okumuş olduğum çoğu kitaba bedeldi.” yazdım şimdi incelemesine başladığım kitabın son sayfasına.
Felsefe bana ilgi çekici ama bir o kadar da korkutucu gelmiştir hep. Varlığını bildiğim, uzaktan uzaktan hayranlık duyduğum ama bir o kadar da erişilmez, anlaşılmaz bulduğum bu dala biraz olsun yakınlık kurabilmek, bir başlangıç yapmak için “felsefeye giriş” kitapları satın aldım. Okumaya da başlamıştım ki okulda bize dayatılan ezberci sistemin birer ürünü olduklarını anlayana kadar…
Felsefenin Tesellisi, felsefe okumalarına başlamak için muhteşem bir kitap diyebilirim gönül rahatlıyla. Yazar alıyor sizi karşısına, belki de hayatınızda duyacağınız en “teselli verici” konuşmalardan birini yapıyor. Size sorununuzu soruyor önce. “Hangi konuda teselli istiyorsun?” diyor. Toplum beni dışlıyor mu dediniz, başlıyor Sokrates’i anlatmaya. Öyle bilimsel bir dille de değil; akılda kalıcı, sade bir anlatımla yapıyor bunu. Sokrates’in idamının nasıl kararlaştırıldığından, ölümünü resmeden sanatçılardan, nasıl dışlandığından ve dışlandığında dahi sergilediği tutumdan ustalıkla bahsediyor Alain de Botton ve sohbet öyle koyulaşıyor ki konu “çömlek nasıl yapılır”a geliyor…
Derseniz ki benim yeterince param yok, onun tesellisini arıyorum; yazar başlıyor Epiküros’u anlatmaya. Epiküros’un “hazcı” filozof olduğu okulda ya da okumaya çalıştığım felsefeye giriş kitaplarında çokça karşıma çıkmıştır ama hiç bu kadar aklımda kalmamıştı. Hazzı yaşam felsefesi olarak ele alan Epiküros’un sade yaşamını, mutluluk için çok paraya ihtiyaç olmadığını kanıtlarcasına sunuyor bize yazar. Epiküros’a göre mutlu olmak için edinilmesi gerekenlerin listesini veriyor bize. Bu liste nelerden oluşuyor derseniz; dostluk, özgürlük ve düşünmek. Kulağa basit geliyor değil mi? Aslında… o kadar da basit değil. Ama siz bunu kitabı okuduğunuzda keşfedin. Yazar ara ara kendi düşüncelerini dile getirmekten de çekinmiyor. Sizi, elde ettiğinizde mutlu hissettireceğini düşündüğünüz şeyin gerçekten de mutlu edip etmeyeceğinin muhakemesini yapmanın yolunu gösteriyor.
Ben kendimi yetersiz hissediyorum derseniz, yazarımız başlıyor Montaigne’den söz etmeye. Ve bu başlık altında dünyada varolan - varolacak olan tüm insanlığın ortak sorunlarını; cinsel yetersizlik, kültürel, entelektüel yetersizlik hissini ele alıyor. Bunu yaparken Montaigne’nin seyahatlerinden, Fransızların Alman sobalarına olan ön yargılarından, dünyadan bihaber yaşayan Tupi kabilesinden ve onlara zulmeden Avrupalılardan, Montaigne’in okuma anlayışından, Nietzsche’nin “üstüninsan” modeli olduğundan ve geniş kütüphanesinden söz ediyor. Anlayacağınız üzere kitap adeta kültür denizi…
Bahsetmeden incelemeyi sonlandırmak istemediğim bir diğer kısım ise… “Zorluklar Yaşamanın Tesellisi” Kitabın yetmiş sayfalık bu bölümünde Nietzsche hakkında çokça fikir sahibi oluyoruz. Günde iki bardak süt içtiğini, babasının rahip annesinin rahibe kızı olmasına rağmen hristiyanlıktan neden nefret ettiğini (yeni ahitten örneklerle açıklıyor bunu yazar), başarısız evlenme girişimlerini, alkole ne için karşı olduğunu öğreniyoruz. Hatta on sekiz yaşındayken sarhoş olduğu için annesine yazdığı özür mektubunu okuma şansımız oluyor. Zorluklar yaşamanın tesellisi neymiş derseniz… İki metaforuyla özetlemiş Nietzsche bize. Bunlardan birincisi: “Çiçek ve kökü” Kök, bakıldığında hiçbir şey ifade etmeyen, çirkin köklerimiz… kıskançlığımızı, öfkemizi, kibrimizi oluşturuyor. Tüm bunları “başarılı sanat” gibi “güzellik, aşk” gibi Çiçeklere dönüştürmekse bizim elimizde. Bir diğer metaforsa: -belki klasik gelecek ama dört eserinde yer verdiği bu klasik metaforu bile bambaşka şekilde anlatmış filozof- bu “dağa tırmanma” metaforunu basitçe anlatıp kitaptaki ağırlığını kaybettirmek istemiyorum. Nietzsche’nin zorluklar yaşamayla ilgili söylediği bir sözü alıntılayıp incelemeyi yavaştan sonlandırmak istiyorum. “Siz rahatlık düşkünleri, insan mutluluğuyla ilgili ne az şey bilirsiniz. Mutluluk, mutsuzluğun kardeşi, hatta ikizidir. Bu ikisi ya bir arada büyür, ya da sizin yaşantınızda olduğu gibi hiç büyümez; hep küçük kalır.”
Başta da dediğim gibi, çoğu okumalarıma bedel bir okuma oldu. Ayrıca bununla kalmayıp okunacak kitaplar listeme birçok yeni eklentiler yapmamı, felsefe hakkındaki çekincelerimi yenmemi sağladı. Kitapta bahsetmediğim iki kısım daha var, o kısımları kitabı okuma kararı almış şanslı okuyucuların keşfine bırakıyorum…