13 Şubat 2017 tarihindeki ilk okumamdan bu yana 4. kez okuyup bitirdim Teke Şenliği'ni. Aşağıdaki yorum 2017'de yazdığım ilk yorumdur:
"Babam ve Ekselansları beni çöle çevirdiler."
Edebiyat nedir sorusuna artık "Llosa'nın Teke Şenliği'nde yaptığıdır" diye cevap vereceğim. Çünkü yaklaşık 5 güne yaydığım ve neredeyse her bir satırından ayrı bir edebi haz duyduğum bu roman benim hayatım boyunca okuduğum en iyi 10 romandan biri oldu ve bu roman sayesinde edebiyat hakkındaki tüm fikrimi gözden geçirip güncelleme şansım oldu.
Ey Sevgili Liderim adlı kitabın Dominik Cumhuriyeti'ni 1930-1961 arasında diktatörlükle yöneten Rafael Trujillo'yla ilgili kısmında adına rastladığım Teke Şenliği, diktatöryayı 3 koldan anlatıyor. Hikayedeki karakterlerin ve olayların büyük bir kısmı gerçekte yaşananlardan oluşuyor. Kalan kısmı ise gerçekten farksız. Trujillo'nun gözünden kendi hikayesi, nihayet onu öldürmeye niyet eden 4 vatansever Dominikli'nin hikayeleri ve kurgu karakter Urania Cabral'in sarsıcı öyküsü paralel gidiyor. Llosa, karakterini anlatırken onunla konuşmak gibi farklı bir yöntemle Urania'yı kitabın yaşayan bir unsuru haline getiriyor. Öte yandan üç koldan anlatılan hikayeyi suikast kısmına kadar kolları ayrı ayrı tek bir kitap gibi okumayı da mümkün kılarak biçimsel ustalık gösteriyor.
Trujillo, diktatörler çağının Dominik'in payına düşen zalimi. Başta bakireler olmak üzere kendini Dominikli tüm kadınların sahibi olarak gördüğü ve öyle davrandığı için gizli gizli Teke diye anılıyor. Teke, 20. yüzyıl Latin Amerika'sında suikastle öldürülebilmiş tek despot. Ama onu öldürmekle bile iş bitmiyor. Diktatörlükler tek kişiden ibaret zannedilir. Oysa diktatörlükler tek adamın kurumsallaşmasıdır. Bir despotluğu yok etmek için despotu öldürmek yetmiyor. Bugün kahraman olarak anılan suikastçiler ve 200 kadar yakını bu kurumsal despotizmden payına düşeni en büyük acılarla alıyor.
Llosa'nın kitabı yaşayan bir panorama. Okurken kendini 1961'in (ve öncesinin) Dominik'inde hissetmemek mümkün değil. Ağır ağır, usul usul, ince ince başlanan yolculukta son 250 sayfada freni olmayan bir arabadaymış gibi durmaksızın okuyup zirveye varmak mümkün. Ama zirvede okuru tahmin edilen, beklenen bir acının detayları bekliyor.