"Devrimcilerin nasıl sıcacık bir inanç ve şevkli bir
idealizmle insana bağlandığını gördüm; benliğinden, sahip olduklarından ve canından vazgeçmenin hoşluğunu onların arasında hissettim. Ruhun ne büyük görkemidir bunlar. Onların yanında hayat temiz, asil ve canlıydı. Dolara ve sente değil insana önem veren, bütün o ekonomik büyüme ve dünya imparatorluğu olma tantanasını aç bir gecekondu bebesinin incecik ağlamasına değişmeyen büyük canlarla temas içindeydim.”