Saat dört elli dokuzdan sonra beşi vurmalı, ama vurmaz beşi ve dört elli beşi gösterir. Bu böyledir, zaman tutmuştur Ses'i ve onu mahkûm eder, en kötüsü de bunun farkında olmasıdır. Biri şey demişti: "zaman düz bir çemberdir, yaptığımız ya da yapacağımız her şeyi tekrar tekrar yapacağız" benim karakterim de bu diz çembere sıkışmış biridir, bir farkla; sıkışmış olduğunu bilmek ve bir şey yapamamak. Kitabı yazarken kimin ne anladığı konusunda pek bir düşüncem yoktu, ama kitabı yazdıktan sonra insanların asıl vermek istediğimi aldıklarını görmek... işte bunu tarif etmeye yetecek kelimelerim yok hazırda, kelimeleri dökmek için aralıdığım dudaklarımı gerisingeri kapamak zorunda kalıyorum. Mutlu bir gelecek bekliyor olsun bizi, tahayyül ettiğimizden öte bir Biz karşılasın bizi.