Yazıyor, yazıyor ve sadece yazıyorum. Elimden başka ne gelir bilmem, adımın popüler kültür karşısında ezilip kalması beni yalnızca yazdıktan sonra beklemeye itiyor. Belki de ismim karşılığını tıpkı onca yazar gibi öldükten sonra alır, bilemiyorum. Artık şarlatanlara saydıracak gücü de bulamıyorum kendimde, yalnızca bekliyorum. Kitaba gelecek olursak, bugün, dün ve yarın belki de hepsini aynı anda yaşıyoruzdur; belki de bu yazıyı binlerce defadır aynı şekilde yazıyorumdur da ben farkında değilim yalnızca. Şöyle bir yazısını okumuştum bir filozofun "zaman düz bir çemberdir, bu yüzden yaptığımız ya da yapacağımız her şeyi tekrar tekrar yapacağız" sanırım değinmek istediğim devinim bundan ibaret. Mesude'ye gelecek olursak: iki kardeş ailenin arasındaki düşmanlığı ve akan kanı durdurmak için yeni doğan kız çocuğuna Mesude adı verilir. Zamanla aileler arasındaki düşmanlık bitmeye başlar, düşmanlık bittikçe kişilerin kendi içindeki savaş boy gösterir. Sanırım kitap için yazacaklarım bundan ibaret. Mutlu olmanızı değil, her daim mutluluğu kovalamanızı diliyorum
MesudeMehmet Ekinci · Ritim Sanat Yayınları · 20217 okunma
Bu gibi derin analizler o kadar güzel ki... Bir yazar tarfından bu denli geniş ve kapsamlı bir inceleme oldukça değerli, bu günler için yazmak, yazmak ve yazmak... Teşekkür ederim 🙏
Bu kitapta içinde yaşadığımız dünya düzenini ve varoluşu sorgularken anlamlandırmaya çalışırken bir yanda tüm bu olanları reddedip psikolojisinde kendi istediği, ya da belki de istemediği, bir hiçlik yaratan bir şizofren ile bir yanda bu şizofreninin farkında, hastalıklı düşüncelerini kaleme almaya çalışan masa başındaki adamı okudum.
Karakterin kendi iç sesiyle mücadelesini o kadar derin hissettim ki 'tekrar tekrar boğuyor ve diriltiyorum onu' sözleri 'her şey tekrar tekrar yaşanıyor bu döngüyü bir türlü kıramıyorum' serzenişi, saatin defalarca aynı noktada takılı kalması, okuru da adeta karakterin sancılarına davet ediyor yazar.
Yazarın kaleminde Rus edebiyatından esintiler, George Orwell'dan izler görülüyor. Eski ama bilinen kelimelerin kullanıldığı bu eseri 30'lu yaşlarda birinin kaleme almış olmasına şaşırdım açıkçası.
İlginç bulduğum ve üzerine notlar alıp, yeniden okumak istediğim bazı metaforları; TERAZİ, KARINCA, SUBAY, 'ZAMAN DÜZ BİR ÇEMBERDİR', MAMA, EKMEK, OTOBÜS.
Yazarın Tanrı'ya ve dinlere bakış açısını çok merak ediyordum sayfa 113 ve sayfa 114 de yer alan kısa saçlı adamlar ve uzun saçlı adamlar benzetmelerinde değindiği noktaları çok beğendim.
Arzular ve şeytan bakış açısını da çok beğendim kitaptan neredeyse 100 tane alıntı paylaştım kitabı merak edenler alıntı cümleleri okuyabilirler.
İki ezilen adamın hikayesindeki merhamet ve sineğin vızıltısı benzetmesi kitaptaki en sevdiğim bölümdü.
Okuması zor, ancak bir o kadar da keyifli ve düşündürücü bir kitaptı.
* Arzulamak bir şeyi acı çekmeden mümkün müdür kendisinde olmayan bir şeyi arzu eder ancak kişi ve kendisinde eksik olduğunu hissedecek kadar arzularsa bu ona acı verir
*Arzulamak büyük, yaşam küçük.
* Her şeye sahip olan bir Tanrı ne yapması gerektiğini ne kadar bilmiyorsa o da o kadar
"O, kafasında yaratmış olduğu şeye aşıktı, uzun zamandır kafasındaki şeyin ortaya çıkmasını bekliyordu ve o şeye en yakın olan kadın belirdi önünde. Aşık olduğu şeye zarar vermesin diye açılmayı hiçbir zaman aklının ucundan geçirmedi."