Oğuz Atay'ın 8 tane hikayesinin yer aldığı bir hikaye kitabı. İçlerinde en sevdiğim hikaye "Korkuyu Beklerken" oldu. Çok farklı ve ilgi çekiciydi. Diğer hikayelerin bir kısmında -sanırım anlamadığım için- sıkıldım, bir kısmını da daha vasat buldum. "Babama Mektup" hikayesi de nispeten güzeldi. Bir oğulun babasına dair hisleri gerçekçiydi. Akıcı ve yer yer eğlenceli bir mektuptu.
"Korkuyu Beklerken" hikayesinde kişinin; kendisini dış dünyaya göre değerlendirdiği için hep birilerine özendiğini ve kişiliğini sadece onlara göre şekillendirdiğini düşünerek her şeyinin sahte olduğuna inandığında nasıl bir hayat yaşanacağını az sayfada çok şey anlatarak gözler önüne seriyor Oğuz Atay. Bu kişi, kendisini hayata dair hiçbir şeyden ve hiç kimseden sorumlu hissetmiyor ve kendine değer vermediği için sorumluluk almaktan da kaçıyordu bence. Ancak bu düşünme tarzı beni çok etkiledi ve bu kişinin aslında hayata ne kadar sorgulayıcı yaklaştığını ve kendimizi oluşturan pek çok şeyin dış dünyaya ne kadar da bağlı olduğunu farkında olan bir birey olduğunu gördüm. Düşünce süreçlerini okumak gerçekten hoşuma gidiyor.