"Habil ve Kabil" üzerine 3; Samuel, Adam ve Lee...
... "Belki farklı bir açıdan bakıyoruz." dedi Lee. "Hatırladığım kadarıyla bu öykü çoban bir halk tarafından, onlar için yazılmış. Çiftçi değillermiş. Çobanların tanrısının besili bir kuzuyu bir bağ arpadan daha değerli bulması normal değil mi? Kurban en iyi, en değerli şey olmalıdır." ... Adam heyecanlanmıştı. "Evet, ama Tanrı Kabil'i niçin lanetledi? Adaletsizlik bu." "Sözleri dinlemekte yarar var," dedi Samuel. "Tanrı Kabil'i katiyen lanetlemedi. Tanrı'nın bile bir tercihi olabilir, öyle değil mi? Farz edelim ki Tanrı kuzuyu sebzeden daha çok seviyordu. Galiba ben de öyleyim. Kabil ona bir kucak havuç getirdi belki. Tanrı da, 'Ben bunu sevmem. Bir daha dene. Sevdiğim bir şey getir, seni de kardeşinle aynı kata koyayım.' dedi. Ama Kabil öfkelendi. Gururu incindi. Bir adamın gururu incindiğinde bir şeyi parçalamak gelir içinden, Habil de öfkesinin karşısına çıktı." "Aziz Pavlus lbranilere Habil'in inancı olduğunu söyler," dedi Lee. "Tekvin'de buna değinilmiyor," dedi Samuel "İnançtan, inançsızlıktan bahis yok. Sadece Kabil'in asabiliği ima ediliyor." ... "Ben Kabil'in bu işten zararlı çıktığı hissinden kurtulamıyorum." dedi Adam. "Öyle olabilir," dedi Samuel. "Ama Kabil yaşadı, çocukları oldu, Habil ise sadece öyküde yaşıyor. Biz Kabil'in evlatlarıyız. Binlerce yıl sonraki bir asırda, bizim üç yetişkin adam olarak oturup bu cinayeti sanki dün King City'de işlenmiş ve henüz mahkemesi görülmemiş gibi tartışmamız tuhaf değil mi?" ...
Edebiyat
·
123 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Biz Kabilin çocuklarız... Korkarım ki haklı...
Esra K.
Gönderi Sahibi
Kesinlikle haklı!