·204 syf.····Okunma: 15 Nisan 2023 00:15 Çocukluk ve gençlik yıllarımdaki kitaplıktan kalma olan elimdeki bu eser 4. Baskı ve 1986 yılı basımıdır. İnsan bu kadar eski bir eseri tekrar okuyunca sanki zamanda yolculuk yaparak eski zamana gitmiş gibi hissediyor.
O dönemlerde Dünya'da ve özellikle Türkiye'de çok popüler olan İran devrimi ve ABD Büyükelçiliğinin basılması ve Humeyni taraftarlığı üstüne Rusya'nın Afganistan'ı işgali Türkiye'de İslami radikal bir gençliğin yetişmesine yol açtı. Tek parti ile kendi öz benliğinden uzaklaştırılmış bu millet, bir davaya adanmış gönüller ile önce Refah partisi ve daha sonra Ak parti ile siyasal alanda kendini hissettirdi.
Yine o dönemin çok önemli şair ve yazarlarından olan Cahit Zarifoğlu ve Akabe örgütlenmesinin dergisi Mavera da yayınlanmış ve Afganistanın işgalinin birinci ağızlardan anlatıldığı ve daha sonra kitaplaştırılan bu eser 1985 de Türkiye Milli vakfı ödülüne layık görülmüştür.
Öncelikle belirtmem gerekirse tarihi yaşamış birinci ağızlardan dinlemek ve okumak her ne kadar subjektif bir yaklaşım içersede beni çezbetmiştir.
Daha önce Türkiye doğumlu olan spiker babasının görevi dolayısıyla üç yaşında Ankara'ya gelmiş olan ve daha sonra 1973 yılında Afganistan'a dönmüş bir ailenin kızıdır ve okuduğu Mavera dergisi ile Cahit Zarifoğluna bir mektup gönderiyor ve böylece şairimizle mektuplaşıyorlar ve bu mektupların daha sonra kitaplaştırılması bu eseri ortaya çıkarıyor.
savaşta ailesini korumak için Pakistan'a gönderen mücahidlerin yanında onlara ihanet edenleri ve tabii ki bizzat hicret eden kadın ve çocukların başlarından geçenleri anlatıyor.
Önce Meral Maruf kendi ve ailesi ile Pakistan'a hicreti ve yaşadıkları anlatılarak dile getiriliyor ve daha sonra Münevver ve ailesinin Hicreti ve yaşadıkları anlatılıyor.
Bu eseri canlı birinci ağızdan okuduğunuzda Rusya'nın onca tank ve tüfeğine rağmen iman ve inanç ile şaadet şerbeti içmeye koşan cıplak ellerin ve tankın altına yatarak severek ölüme gidenlerin başarısına şahit oluyor ve Rusya'nın yenilgisinin nedenlerini daha iyi kavrıyorsunuz.
Savaş sadece savaşan askerleri(mücahitleri) etkilemiyor, geride bıraktıkları ailelere çile,baskı ve acıyı da yaşatmaktadır derinden.
Bir kaç alıntı
Asker, dikkatli olun!.. Esirler bir saniye olsun oturmamalı. Halk görmeyince inanmaz. İbret olsun kaçmak isteyenlere!.. dediği zaman şehire girdiğimizi anladım.
Demek halkı böyle korkutmak istiyorlar. Peki, ya halk korkak mı? Bu, ilki mi yakaladıklarının? Eğer böyle korksalardı boş elle hiç sizinle savaşırlar mıydı? Sayfa: 192
Şeytan!.. Tutukladığı mücahidleri kızkardeşi, karısı ve çocukları önünde petrol dökerek diri diri yakan canavar!.. Şehid ettiği genç bir mücahidin cesedini isteyen yaşlı babaya, gencin etini kesip zorla yemesini söyleyen sadist!.. Tutuklayamadığı mücahidlerin hanımlarına, kızlarına, bacılarına ütüyle işkence eden vahşi! sayfa : 198
Şimdi, bulduğumuz kuru bir katıkla geçiniyoruz. Halimizden hiç şikâyetçi değil, bilakis memnunuz. Küfür esareti altında yaşamaktansa ölmeyi tercih ederiz. Ve her an zafer seslerinin yükseldiği günü daha büyük bir istekle beklemekteyiz.
«Allah, kafirler istemese de nurunu tamamlayacaktır. sayfa : 204