Dedemin kitapları arasında bulduğum ve onun sayesinde okuduğum kitap hayli eski, ikinci basımıyla kütüphaneme eklenmiş oldu. Kitap tamamıyla yaşanmış olayları birinci kişinin ağzıyla sunuyor.Mavera dergisinin basım yıllarında Afgan rus savaşının kızıştığı zamanlar, Meral hanım okuduğu bu dergi vasıtasıyla Cahit Zarifoğluna mektup gönderiyor. Bu mektuplar dergide yayınlanıyor daha sonra da kitaplaştırılıyor.İşte bu kitap savaşta ailesini korumak için Pakistan'a gönderen mücahidlerin yanında onlara ihanet edenleri ve tabii ki bizzat hicret eden kadın ve çocukların başlarından geçenleri anlatıyor.Bir çırpıda okunanların bir zamanlar yaşanmış olduğunu idrak ettiğinizde boğazınızda bir yumru hissediyorsunuz.Sadece Münevver'in Hicretini okumak bile olayların vehametini ortaya döküyor. Savaşın sadece askerler arasında olmadığını ve silah yerine insanların değerleri vasıtasıyla psikolojik olarak nasıl saldırdıklarını okumak zor olsa da kesinlikle umutsuzluğa düşürmeyen içinde inanç ve ümit barındıran bir kitap,okumak çok şey kazandırdı.
Afganistan'ın Rusya tarafından işgal edildiği dönemde gerçek olayların anlatıldığı kitap. Kitabın yazarı çocukluğunu Türkiye'de geçirmiş, Afgan cihadında kadınların teşkilatlanmasında rol oynamış Meral Maruf.
Cahit Zarifoğlu ile Meral'in mektuplaşmaya başlamasıyla bir kitap fikri ortaya çıkar. Meral Maruf bir nevi Mavera Dergisi'ne muhabirlik yaparak Rusların yapmış olduğu insanlık dışı zulümleri Türkiye'deki insanlara aktarmıştır.
Sonuç: Kitap okumak değil birçok mazlumun yaşamına şahitlik etmek!
Benim okuduğum kitap üçüncü baskıydı. Daha önce Afganistan ile ilgili bir kitap okumamıştım. Bu kitap bana yeni bi görüş kazandırdı. Olayların tamamen gerçek olması tüyler ürpertici. Okurken gözünüzden akan yaşlara engel olamayacağınız yerlerde olacak.
Afganistan'ın Rusya tarafından işgal edildiği dönemde gerçek olayların anlatıldığı kitap. Kitabın yazarı çocukluğunu Türkiye'de geçirmiş, Afgan cihadında kadınların teşkilatlanmasında rol oynamış Meral Maruf.
Cahit Zarifoğlu ile Meral'in mektuplaşmaya başlamasıyla bir kitap fikri ortaya çıkar. Meral Maruf bir nevi Mavera Dergisi'ne muhabirlik yaparak Rusların yapmış olduğu insanlık dışı zulümleri Türkiye'deki insanlara aktarmıştır.
Rus işgalini ilk elden şahitlerinden öğrenmek, kurgu olmayan bir kitap okumak...
Sonuç: Kitap okumak değil birçok mazlumun yaşamına şahitlik etmek!
Çocukluk ve gençlik yıllarımdaki kitaplıktan kalma olan elimdeki bu eser 4. Baskı ve 1986 yılı basımıdır. İnsan bu kadar eski bir eseri tekrar okuyunca sanki zamanda yolculuk yaparak eski zamana gitmiş gibi hissediyor.
O dönemlerde Dünya'da ve özellikle Türkiye'de çok popüler olan İran devrimi ve ABD Büyükelçiliğinin basılması ve Humeyni taraftarlığı üstüne Rusya'nın Afganistan'ı işgali Türkiye'de İslami radikal bir gençliğin yetişmesine yol açtı. Tek parti ile kendi öz benliğinden uzaklaştırılmış bu millet, bir davaya adanmış gönüller ile önce Refah partisi ve daha sonra Ak parti ile siyasal alanda kendini hissettirdi.
Yine o dönemin çok önemli şair ve yazarlarından olan Cahit Zarifoğlu ve Akabe örgütlenmesinin dergisi Mavera da yayınlanmış ve Afganistanın işgalinin birinci ağızlardan anlatıldığı ve daha sonra kitaplaştırılan bu eser 1985 de Türkiye Milli vakfı ödülüne layık görülmüştür.
Öncelikle belirtmem gerekirse tarihi yaşamış birinci ağızlardan dinlemek ve okumak her ne kadar subjektif bir yaklaşım içersede beni çezbetmiştir.
Daha önce Türkiye doğumlu olan spiker babasının görevi dolayısıyla üç yaşında Ankara'ya gelmiş olan ve daha sonra 1973 yılında Afganistan'a dönmüş bir ailenin kızıdır ve okuduğu Mavera dergisi ile Cahit Zarifoğluna bir mektup gönderiyor ve böylece şairimizle mektuplaşıyorlar ve bu mektupların daha sonra kitaplaştırılması bu eseri ortaya çıkarıyor.
savaşta ailesini korumak için Pakistan'a gönderen mücahidlerin yanında onlara ihanet edenleri ve tabii ki bizzat hicret eden kadın ve çocukların başlarından geçenleri anlatıyor.
Önce Meral Maruf kendi ve ailesi ile Pakistan'a hicreti ve yaşadıkları anlatılarak dile getiriliyor ve daha sonra Münevver ve ailesinin Hicreti ve yaşadıkları anlatılıyor.
Bu eseri canlı birinci ağızdan
Çok güzel bir kitap...
Afgan Cihadının anlatıldığı yaşanmışlıktan kaynaklanan müthiş bir kitap...
Rus işgalinin yaşandığı günlerin o korkunç günlerdeki anıları anlatır yazar...
Afganistan’ın işgalini anlatmıştı
Mavera Dergisi’nde yayımlanan yazılarıyla tanıdığımız Meral Maruf, Afganistan’ın işgal edildiği dönemde bizi, orada yaşananlardan haberdar ediyordu.
Meral Maruf, bundan yıllar önce babasının Ankara Radyosu’nda görev yapmaya başlamasıyla Türkiye’ye gelmişti. Çocukluk dönemi Türkiye’de geçti. Daha sonra Afganistan’a dönmüşse de Afganistan’ın Ruslar tarafından işgal edilmeye başlanması sebebiyle ailesiyle birlikte Pakistan’a hicret etmek zorunda kaldı. Türkiye, Meral Maruf’u Mavera Dergisi’nde yayımlanan yazılarıyla tanıdı.
Meral Maruf, Afganistan’ın Rus orduları tarafından işgal edildiği dönemde Cahit Zarifoğlu’na Afganistan’da yaşanılanlarla ilgili mektuplar gönderiyordu. İlerleyen zamanlarda Zarifoğlu, Meral Maruf’un mektuplarını Mavera Dergisi’nde yayımlamaya başladı. Türkiye’de edebiyatseverlerin bu vesileyle tanıma fırsatı bulduğu Afgan cihadının hanım yazarlarından Meral Maruf, Hicret Günleri, Afganistan Mektupları ve Dullar Kampı olmak üzere edebiyat dünyamıza üç eser kazandırdı.