Okurken Gazzâli’de bu durumlara düşmüş diyip hayret ediyorsunuz..
Sonra kendi durumumu gözden geçirdim: Bir de ne göreyim: Dünya meşgalelerine iyice dalmış hâldeyim. Dünyanın iş ve uğraşıları beni her tarafımdan kuşatmış. Yapmakta olduğum işlerimi gözden geçirdim: Öğretmenlik yapmak ve öğrenci yetiştirmek yaptığım işlerin en iyisiydi. Bunda da ahirete faydası olmayan, önemsiz ilimlerle meşgul olduğumu fark ettim. Sonra öğretmenlikteki niyetimi sorguladım: Niyetimin de Allah'ın rızasını kazanmak olmadığını aksine şan ve şöhret sahibi olmak olduğunu gördüm. Bu gözlem ve düşüncelerimin sonunda, dibi ateş çukuru olan derin bir uçurumun kenarında bulunduğumu, kendime çekidüzen vermediğim takdirde uçurumdan aşağıya ateş çukuruna yuvarlanacağımı kesin şekilde anladım. Bir süre hep bunu düşündüm. Henüz irademe hâkim durumdaydım ve bir seçim yapmalıydım. Bir gün, Bağdat'tan ayrılıp gitmeye ve bu hâllerden kurtulamaya karar veriyor; ertesi gün bu kararımdan vazgeçiyordum. Bir ileriye, bir geriye gidip geliyordum. İçimdeki ahiret arzusu sabahın erken saatlerinde baskın geliyor. Derken dünyalık arzulardan oluşan ordu akşam bir saldırı düzenliyor ve bendeki bu arzuyu yerle bir ediyordu.
Sayfa 135·Kitabı okudu
İslam
··1 alıntı·
1 +1'leme
·
639 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.