20. yy psikiyatristi Frankl, 1945’li yıllarda 2. Dünya Savaşı sırasında bu kitabını yazmıştır. O dönemde gerçekleşen Yahudi soykırımı ile ilgili deneyimleriyle başlayan yazar , kitabı 3 bölüme ayırmıştır. İlk bölümü “Toplama Kampı Deneyimleri ” adı altında vermiştir. Auschwitz toplama kampındaki tutuklu ve gardiyanların psikolojisini bizlere yansıtmıştır. Frankl de bu tutuklulardan biridir. Toplama kampından kurtuluncaya kadarki süreçte yaşadıklarını ve nasıl bir mücadele verdiğini anlatmıştır. Gaz odalarına gitmemek ya da bir intihar girişiminde bulunmamak için tutukluların nasıl acımasızlaştığını dile getirmiştir. Tutuklular, ruhsal ve fiziksel acılar çekmekteydiler. Hayatta kalabilmek için anlık ruhsal tatminlerle durumu idare etmeye çalışıyorlardı. Bir parça ekmeğin günlerce onları idare etmesi, soğuktan korunma yolları , güçlü görünme ve hasta olmama çabaları sayesinde bir gün daha gaz odasına gitmeme hakkını kazanmış oluyorlardı. Frankl de kamp alanında günlerini bu şekilde geçirdi. O elektrikli tellere dokunmayacağına dair kendine söz verdi. Bir gün ordan kurtulacağı günün hayalini kurdu. Eşinin yaşayıp yaşamadığını bilmeden onun hayaline ve sevgisine sarıldı.
Frankl ikinci bölümde, kurucusu olduğu LOGOTERAPİ kuramı ve ilkeleri üzerinde durmaktadır. Kampta tanık olduğu ve yaşadıkları üzerine logoterapi kuramını geliştirmiştir. Logoterapi “anlamterapisi” olarak tanımlanmaktadır. Nedir peki bu Logoterapi?
Kişinin hayatı boyunca yaşayacağı fiziksel ve ruhsal acıları olacaktır. Acının da yaşamın bir parçası olduğunu kabul edip, kendi içimizde bu acıları anlamlandırdığımız sürece yolumuza daha sağlıklı devam edeceğimizi söyler Logoterapi. İnsanın anlam arayışı kitabı , bu hayattaki var oluş sebebimizi, bizi biz yapanın ne olduğu, yaşamımızı yaşanılır kılanın ne olduğu gibi sorulara cevap bulmamıza yarayan bir kitap.
Tahayyül bile edemeyeceğimiz şartlar altında Frankl, dışarıdan gelen tüm fiziksel ve ruhsal acılara karşı benliğini koruyup içinde yaşadığı kampa bir anlam yükleyip çıkacağı güne dair ümitlerini hep diri tutmuştur.
Yazar, bireyin içinde bulunduğu zor şartlara dayanma gücünün iç dünyasını ne kadar zenginleştirdiğiyle orantılı olduğunu söylemektedir. İnsanlar hayatta her şeye alışabilir ve altından kalkabilir ama nasıl olduğunun sorgulanmaması gerektiğine değinmiştir.
Hayat bazen biz bitti dediğimiz yerde başlar yerden tekrar başlar. Buna en iyi örnek de İnsanın Anlam Arayışı adlı bu kitaptır. O toplama kampından kurtulduklarında belki dışarda sevdikleri kalmamıştı ama yine de hayata tutunacak bir şeyler bulunmuş. Frankl de Logoterapi yöntemiyle hastalarına hayata karşı farklı bir bakış açısı geliştirmelerini sağlamıştır. Şu an yıllar sonra hala bunu bize kitabıyla vermeyi başarmıştır. İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl