47 Gün. Kırkyedi. Notlar ve alıntılar çıkarta çıkarta okuyayım derken, günlük 20 sayfadan fazla okuyamadım. Kırkyedi yahu. Dile kolay. İncelememize geçelim efenim.
"Her şey bitti ondan mı gidiyorum? Hayır!
Şimdi her şey için ne bir söz, ne bir yorum:
Şu: "Hayat" diye bir şey anımsıyorum!"
Diyor Uyar ve, "Hayata" karışmaya gidiyor. Karışsındı. Hayattan çıkıp damarlarımıza ulaşsın, ulaştıydı.
Aslında biraz isyankarım bu noktada. Turgut Uyar denince akla biri tam, biri nereden geldiği belli olmayan iki şiir geliyor. Palyaço ve Göğe Bakma Durağı. Başlığı bu yüzden böyle yaptım, bu konu maalesef ki ifrit ediyor. Koskoca 717 sayfada nasıl bir şiirdir bu kadar popüler olan, bilemiyorum.
Kitabımıza dönersek, Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Kayayı Delen İncir ve Dün Yok Mu, Son Şiirler ve Yitiksiz (Kitaplarına Girmemiş Şiirleri) Karşılıyor. Turgut Uyar'ın "birgün, filân, söylemiyeceğim" gibi imlâ tercihlerine sadık kalınmış. Her bölümü tek tek irdelemek istesem de, bu cidden çok uzun olur. Genel olarak özet yapmaya çalışacağım.
İkinciyenicilerin en sevdiğim türlerinden biri olan "serserilik" tadı, bu kitapta da mevcut. Yeri gelince Hayri çocukla uçuşan, yeri gelince aşık, yeri gelince bahsettiğim serseriliğin verdiği "silâh" cebinde kalıyor Uyar'ın. İstanbul şiiri diğerlerine nazaran daha bir yeraltı, daha bir kaçak hissettirdi.
En aklıma çakılı olarak aldığım not ise "Uyak sandınız, yanıldınız!" olmuş. Türkü'ye uyak aranacak düşüncesiyle geliştirilen "ürkü" kelimesi, yeteri kadar çekici. Şiirlerinde (Yitiksiz bölümünde çok göze çarpıyor) bir kafiye arama çabasında değil Uyar. Söyleyeyim diyor. Neonlara, balıklara, rakılara, mavi kadar yeşil ve mora düşkün şiirler tutuyor.
Şiirin hüzünlü şairi Uyar'ın diline takılan ölüm vurguları, okuyucuyu da vurur nitelikte. Genelde ağır tonla yazılmış şiirlerinde bir matem, bir ölüm vurgusu, hüznü anlatıyor.
"bu hüznü siz de bilirsiniz / anlat derseniz anlatamam / enine boyuna yaşarım ancak" diyerek yeteri sözünü söylüyor.
Kitabın sonuna doğru Babaannesine yazdığı mektup, çok başka bir tat verdi, bir geçmişe sürdürdü ister istemez. İmlâ mıdır, istek mi, yazılanın içten çıkmış olması mı, bilmiyorum.
Sonuna, yorumuma gelirsek eğer;
Cümle başında söylediğim üzere, not ve alıntı çıkarta çıkarta okumak istedim ve sanırım kitapla birlikte kitabı yazdım. Mola verdiğim zamanlarda bile, gün içlerinde veya çok aradım. Bana katkısı olduğunu düşündüğüm, güzel bir kitaptı. Okuyucusuna tabii ki tavsiye ederim. Darısı Toplu Şiirler'in başına.
Bir bozuk saat gibi, hep O'nda duran geceler dilerim.
*Palyaço şiiri Turgut Uyar'a ait değil. Bunu direkt olarak böyle belirteyim. Sosyal medya dezenformasyonuna uğramış şiirden Hayri Turgut Uyar da şikayetçi. Ah canım sosyal medya!