Gerçekten ideal bir devlet mümkün mü?
8/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2023 19. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2023 23:05
Platon'un yaklaşık 2400 yıl önce , kendi fikirlerini, kendi ideal devlet anlayışını , çok büyük bir filozof ve aynı zamanda hocası olan Sokrates'in ağzından bize bu kitapla aktarıyor.Kitap, diyaloglar halinde ve anlaşılır bir üslupla yazılmış. Kitapta Platon (Eflatun)'un bize hayalinde kurduğu ideal devleti anlatırken, bunu aynı zamanda felsefi tartışmalar yoluyla da bize aktarıyor. Peki acaba gerçekten böyle ideal bir devlet kurulabilir mi? Veya Platon'un kendine göre anlattığı devlet günümüz bakış açısı ile baktığımızda bizim için ne kadar ideal? Öncelikle şunu söylemek isterim ki kurulan bu ideal devlet bazı yönleriyle evet çok cazibeli gelse de Platon'un bazı fikirlerini katiyen kabul edemedim. Özellikle bana çok tehlikeli gelen bir düşüncesi olan "Asil Yalan" fikri. Platon bu asil yalan ile tanrının, devletin önderlerini ayrıcalıklı olarak yarattığını söyler. Bunu size kitaptan alıntı yaparak anlatmak istiyorum :"Ama, sizi yaratan Tanrı, aranızdan önder olarak yarattıklarının mayasına altın katmıştır. Onlar bunun için baş tacı olurlar. Yardımcı olarak yarattıklarının mayasına gümüş, çiftçiler ve öbür işçilerin mayasına da demir ve tunç katmıştır." Bu sözleri ile Platon ideal bir devlet kurmak uğruna insanlara yalan söylemekte sorun bulmuyor. İnsanları da böylelikle kutuplaştırmış bulunuyor.Bu zaten aslında şu an bile günümüzde olan bir sorun değil mi? Beyaz ırkın nedense siyah ırktan üstün olduğunu ,tanrının bazı insanları lanetleyip ,bazılarını üstün meziyetlerle yarattığına inanan insanlar yok mu? Bu söylenen asil yalan ile , insanların alt ırktan geldiklerine inanıp ,başkaldırma gibi bir ihtimali ortadan kaldırılıyor. Bireylere kendi doğaları hakkında yalan söylemek ne kadar etik? Doğruluk ve dürüstlük erdem ise ,o zmn devlet için söylenen bu yalan neden asil olsun? Bu iki yüzlülük değil mi? Ben açıkçası Kant'ın ,her koşulda,her durumda ne olursa olsun doğruyu söylemeliyiz fikrine de katılmıyorum .Bu durumu felsefedeki çok basit bir örnek ile açıklayabilirim ; mesela diyelim ki sizi gasp eden biri var ,ve siz o anda telefonunuzla polisi arıyorsunuz .Bunu gören gaspçı :"Ne o polisi falan mı arıyorsun?" Dediğinde ,hayır aramıyorum dediğinizde ,bu yalan makul ve duruma uygundur.Ancak ,Devlet kitabında Platon 'un söylediği yalan ,asla kabul edilebilir gibi değil bana göre . Bir diğer katılmadığım ve yine tehlikeli bulduğum nokta,devletin askerlerinin evlenmemesi,çok eşlilik kavramının benimsenmesi,ve doğan çocukların anne ve babalarının kim olduğu ile ilgilenilmemesi,daha doğrusu bunun gizlenmesi.Hatta bireylere birlikte olacakları kişileri devletin seçmesi gerektiği söylenir. Sağlıklı ve en iyi durumda olanların ,yine onlar gibi en iyi durumda olanlar ile birlikte olmalarının zorunlu tutulması da gerekiyor bu devlette.Hatta sağlıksız doğan bebeklerin yok edilmesi gerektiğini de savunur Platon. Okurken bile içinizin daraldığı bir bölüm burası gerçekten. Ayrıca,bu kısımda George Orwell - 1984 kitabı ile kurulan distopya aklınıza gelebilir .Platon'un kurduğu bu ideal devletin bekası için yapılan şeyler ,belki de bazı devletlerin bunu örnek alıp öjeni fikrini mantıklı bulup bazı hastalıklı beyinlerin bunu uygulamasına yol açmıştır. Üstün ırk kavramı için yapılan bunca kötülük ,idal bir devleti oluşturabilir mi? Platon," Doğruluk, en iyi şeyle en kötü şeyin ortasında, yani haksızlık edip ceza görmemekle, haksızlığa uğrayıp öç alamamanın arasındadır." der.Peki bu yapılan ,tam olarak neyin arasında oluyor? Peki ya , 'Tanrı'nın mayalarına altın kattığı' dediğimiz önderlere bu gücü verdiğimiz zaman onların adaletten şaşmayacağı ne malum? Neticesinde onlar da insan,hırslarına ve kibirlerine yenik düşmeleri çok olası değil mi ?İyi ve kötü kavramı üzerinden bile henüz bir ortak değere sahip değilken ,toplumun iyiliği amaç edinilerek ,bu gücü devlet önderlerine vermek, ne kadar mantıklı? John Acton'un şu sözleri, durumu müthiş bir şekilde ifade eder: "İktidar suistimale yakındır ve mutlak iktidar suistimalsiz yapamaz.İktidar, insanı bozar ,mutlak iktidar ise mutlaka bozar." Bunca kötü şey söyledim ancak , Platon'un hakkını da çok yiyemem .Çünkü ,beğendiğim fikirleri de oldu elbet . Bir tanesi de; Atina'nın o zamanki kadın ve erkek eşitliği hakları açısından bulunduğu konuma rağmen ,Platon, kurduğu devlette,kadınların da erkekler gibi devlet içerinde bulunmaları gerektiğini savunur.Erkeklerin yapabildiği işleri onlardan daha iyi olmasa bile ,onlar kadar iyi yapabileceklerini savunur. Bir diğer,ve son değinmek istediğim konu ise "Mağara Alegorisi" .Bunu daha önceden de duyduğum ve araştırdığım için biliyordum . Ancak Platon 'un kendi yazdığı cümleler ile ilk defa okudum. Kısaca özetlemek gerekirse ;bir mağara düşünün ve bu mağaranın içerisinde elleri ve ayakları zincir ile bağlanmış insanlar var .Yüzleri ise mağaranın duvarına bakar şekilde. Mağaranın dışında ise yakılan bir ateş var ve bu ateşin gölgesi,dışardan geçen hayvanların ve insanların gölgeleri ,önlerindeki duvara yansıyor ve bu yansımalardan başka gördükleri hiç bir şey yok. Böylece,yaşadıkları hayatın hakikat olduğunu sanarlar. İçlerinden birinin zincirleri açılıp da cesaretini toplayıp dışarı çıktığında ,yaşadığı hayatın bir yanılmadan ibaret olduğunu anlar.Bu gördüklerini gelip içeridekilere anlattığında ise kimse ona inanmaz, hatta kötü sözler söyleyerek onu kovarlar. Platon'un bu Alegorisinden yola çıkarak ,kendi yaşadığımız ve gerçek olduğunu var saydığımız bu hayatı sorgulamadan da edemiyor insan. Ya bizim yaşadığımız hayat bir yalandan,bir yanılmadan ibaret ise. Doğrunun dahi ne olduğunu bilmediğimiz şu durumda ,içinde bulunduğumuz durumdan ne derece emin olabiliyoruz. Ya biz bir Matrix'in içerisindeysek diye devam ederken ,inceleme bir bilim kurguya dönüşmeden burda bitirmek istiyorum
Platon
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
·
160 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.