·99 syf.····Okunma: 08 Temmuz 2017 23:23 Camus'nün ölümünden birkaç yıl önce kaleme aldığı bu eserin, yaşantısıyla yakından ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Eser bir iç dökme biçiminde ilerliyor, iki karakter var ama biz sadece birisinin sesini duyuyoruz. Anlatıcı son tahlilde, popüler ve iki yüzlüce yürüttüğü yaşamından; düşmüş ve -en azından kendine karşı- daha samimi bir yaşantıya geçişini aktarıyor. Tabi kitap boyunca onlarca keskin kavrayış ve itiraf da, bu düşüşe eşlik ediyor.
Camus'nün özellikle son yıllarında, kendisi de bir Cezayirli olmasına rağmen Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nda Fransa'dan yana tavır alması, oradaki direnişçileri "siyah ayak" olarak adlandırması ancak Fransa içeride ilerleyince annesinin başına ne geldiğini çok merak ettiğini söylemesi, Fransız entelektüelleri tarafından iki yüzlülük olarak değerlenmiş, ciddi eleştiriler almıştır. Sartre ile aralarında gerçekleşen ayrılık da Camus'nün iyiden iyiye yalnızlaşmasına sebep olmuştur.
Kitap bu bilgiler eşliğinde okunduğunda Camus'nün ölmeden evvel Fransız entelektüellerine yönelttiği yergi dolu bir savunma olarak görülebilir.