Puan vermedi·83 syf.····Okunma: 20 Mayıs 2023 00:00 İnsan hiçliğin ortasında iken çaresiz bir şekilde kendinden öç almaya çalışır mıydı?
Yalnızlığın ve hiçliğin bize yaptırabileceklerinin bir sınırı var mıydı?
İşte bu soruların cevaplarını Stefan Zweig'nın Satranç kitabında bulabilirsiniz.
Sıradan bir satranç oyuncusu, dünya satranç şampiyonu Czentovic ve zamanında Gestapo tarafından tutuklanan Dr. B.'nin New York'tan Buenos Aires'e giden bir yolcu gemisinde karşılaşmalarını konu alıyor yazarımız.
Babasının vefatından sonra rahip Czentovic'i yanına alır ve ona bir şeyler öğretmeye çalışır ancak küçük çocuk hiçbir şey öğrenemez. Bir gün başçavuş Czentovic'e onunla oynamasını söyler ve genç çocuk böylece keşfedilir.
Aslen avukat olan Dr. B. hanedan üyesi olduğu için Nazi işgalinden sonra Gestapo tarafından tutsak edilir. Ancak Gestapo onu bir hücreye tıkıp işkence etmek yerine farklı bir taktik dener. Onu dışarıyla iletişimi olmayan bir otel odasına yerleştirir. Kağıt kalem kullanması dahi yasak olan bu odada Dr. B. hiçliğin ortasında kendini kaybetmek üzereyken bir kitap bulur ve bununla beraber otel odasındaki yaşamı değişir. İyi anlamda da kötü anlamda da.
Hiçliğin ve çaresizliğin bize yaptırmayacağı şey yoktur.
Severek okuduğum şu gibi akıp giden ve bazı cümlelerde kendimi bulduğum bu kitabı size öneriyorum. Eminim ki okuyan herkes kendinden bir parça bulacaktır çünkü hepimiz hayatımızın bir noktasında boşluğa düşüyoruz ve bazen bulduğumuz, tutunduğumuz o küçücük şey bizi hayata geri dahil ediyor.
Son olarak Mevlana'nın şu sözünü söylemek istiyorum:
"İnsanı insan yapan benlik zannı değil, hiçlik bilincidir."