Yabani Kalbin YakınlarındaClarice LispectorYaşam SuyuYabani Kalbin YakınlarındaG.H.’ye Göre Çile Yeni şiir dosyama son metni de ekleyip kapattım. Artık o yoluna, ben yoluma. Şimdi kaldığım yerden okumalarıma başlayacağım. Listem uzun, zaten hiç kısalmıyor. Beş bitse, alta on daha ekleniyor:)
Lispector’un Türkçe’ye çevrilen kitaplarından bir kısmını dosya öncesi okumuştum. Bir kısmı sırada. Yaşam Suyu ve Yabani Kalbin yakınlarında okuduklarımdı. Woolf’tan sonra dili bana hitap eden ikinci kadın yazar oldu. Woolf sevenlerin Lispector’u da seveceğini düşünüyorum. Yaşam Suyu’nda kitabın başından itibaren sapmalarla başlayan akış kitabın sonlarına doğru bağlanıyor. Ağ gibi. Dili farklı ama adından da anlaşılacağı üzere su gibi akıyor. Zaten 102 sf.lık bir eser. Ama ince diye ayaküstü okunur kitaplardan olduğu düşünülmesin. Öyle değil. Bu kitap özel olarak zaman ayırılmayı, okuma saatinde okunmayı talep ediyor. Bence buna hakkı da var. İçerisinde kendine has bir üslup ve imla kullanımı var. Bu Lispector’un kendi talebiymiş ve buna sadık kalınmış. O açıdan da bir deneysellik söz konusu. Yabani Kalbin Yakınlarında’ya gelince yazarın ilk kitabı. Yaşam Suyu’ndan bana göre farkıysa bunda kurgu belirgin bir hat çiziyor. Yaşam Suyu’nda bu yok. O daha şiirsel bir bilinç akışına sahip. Yazarın sinapsleri arasında geziyoruz. Yabani Kalbin Yakınları’nda da aynı anlatım söz konusu olmasına rağmen dış çerçeve ve aradaki çıtalar (bal çıtası gibi düşünebilirsiniz) daha belirgin. Sanırım, ilk kitabı olan Yabani Kalbin Yakınlarında’dan sonra giderek o çıtaları birer birer eksiltmiş. Şimdilik ben size Yaşam Suyu’ndan bir alıntı bırakıp G.H.’ye Göre Çile’den okumaya devam ediyorum:
“Bir şey söyleyeceğim sana: şu anda çizdiğimden nasıl daha iyi ya da daha kötü çizebilirim bilmiyorum. Çizdiğim bir ‘bu’. Ve ‘bu’ nunla yazıyorum- yapabildiğim tek şey bu. Huzursuz. Damarlarda dolaşan litrelerce kan. Büzülüp açılan kaslar. Bedenin dolunay havası. Parambolik- bu kelime ne anlama geliyorsa artık. Parambolik olduğumdan. Kısaca ifade edemiyorum kendimi, çünkü bir sandalyeyle iki elmayı toplayamazsın. Ben bir sandalyeyim ve iki elma. Toplanamıyorum yani.”