Gönderi

Hiçlik
Puan vermedi·83 syf.··
2023 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2023 16:23
Stefan Zweig'in 1942'de yazdığı öyküdür. Hikaye, bir gemi yolculuğu ile başlıyor.  Küçükken yetim kalmış ve o yerin rahibi tarafından büyütülmüş olan satranç dışında aklı başka bir şeye çalışmayan satranç şampiyonu Czentoviç Mirko da gemidedir. Mirko'nun gemide olduğunu sonradan öğrenmiş olan öykünün kahramanı onunla konuşmak, bu tuhaf denebilecek adamla belki de bir maç yapabilmek için çeşitli yollara başvurur.  Sonunda gemideki bir yolcuyu(McConnor) kışkırtması üzerine gemideki bir grup yolcuyla birlikte Mirko'ya karşı maçı gerçekleştirirler.  Dünya şampiyonuna karşı şansları yoktur ta ki gemideki başka bir yolcu ansızın gelip onlara yardım edene kadar . Mirko , yolcunun yeteneğinden etkilenmiş ve rövanş teklif etmiştir. Tabi yeteneğini doğuştan değil yaşadığı bir olay sonucu mecburiyetten kazanmıştır. Bu esrarengiz yolcu manastır  ve hanedan üyelerinin malvarlıklarını yöneten avukat Dr. B'dir.  Nazilerin Avusturya'yı işgali sırasında da işine devam eden avukat, Gestaponun dikkatini çeker sorgulanmak üzere toplanma kampına değil bir otel odasına yerleştirilir . Başta iyi gibi görünse de günden güne psikolojik baskının pençesine takılır. Doktor B'nin aylardır kaldığı otel odasının artık dayanılmaz gelen havası tam bir işkenceye dönüşmüş , aklını kaybetmemek için türlü mücadeleler vermiştir. Değişen tek şey sorguya götürüldüğü anlardan ibarettir. Şans eseri bir pardösüde belli belirsiz gözüne kestirdiği bir kitabı çalmış ve muhteşem bir heyecanla odasına gitmeyi beklemiştir. Aylardır farklı bir şey düşünmeye, görmeye aç olan beyni durdurulamaz hâle gelmiştir. Kemerinde sakladığı kitabı çıkarınca önce hayal kırıklığına uğrar çünkü bu bir satranç kitabıydı ve bilindiği üzere satranç iki kişiyle oynanır. Yine de içinde yüz elli ünlü satranç partilerinin olduğu bu kitabı okumaya ve uygulamaya başlar. Tüm partileri ezberlemiştir artık yeni bir şeye ihtiyacı vardı çünkü beyni yine kendi kendini kemirmeye başlamıştı. Aklına tek bir şey geldi oda yeni partiler tasarlamak. Peki ama Dr. B. Kiminle oynayacaktı? Şöyle der : "Savaşacağım tek şey içimdeki diğer bendi". Size de çok tanıdık gelmedi mi? Her zaman bize karşı olan kişi yine içimizdeki Ben'dir. Bu hasmı biz yaratırız ya da bir şekilde varlığını ortaya çıkaran durumlar doğar. Hiçlikle boğuşan ruhunu karanlığın içine sürükleyen Dr. B. için kendisiyle savaşmak tam bir delilikti. Savaşı kazanırsa kaybedecekti ama eğer kaybederse gerçek benliğini bulma ihtimali vardı. Bu delilik onu hasta etmiş sonunda oradan tedavi edilmek üzere çıkarılmıştır. Artık satranç yoktu.İyileşmesi için saplandığı illetten uzak durması şarttı . Bana kalırsa Dr. B. Yazarın kendisidir. Nazilerden kaçıp Brezilya'ya sığınması ama koşullar her ne kadar iyi olsa da savaşa olan öfkesini bastıramamış ve içten içe Hitlerle savaşmıştır ama sonu ölümle bitmiştir. Dr. B. de aylar boyu Gestapoyla mücadele etmiş sonunda varabildiği aydınlık günlerde bahsi geçen satranç savaşıyla tekrar yüz yüze gelmiştir. Ne var ki girdiği bu mücadelede rakibiyle değil kendisiyle savaşamadığı için yenilmiş ve pes etmiştir. Kitabı okuyanlara soruyorum ; Duygulardan yoksun, açgözlü, kibirli ve hırslı Satranç ustası Mirko'nun tıpkı Hitler gibi soğuk kanlılıkla hareket etmesi tuhaf  değil mi? Yazarın; Satrancı ,yani iki ordunun savaşını ele alması elbette ki tesadüf değil intihar etmeden önceki ruh halini ve  yaşadığı dönemin şartlarının kurgulanmış halidir. Kitabın başlarında ana karakter gibi görünen Mirko'nun yerini başka bir karaktere( Dr. B.) bırakması yazarın küçük bir aldatmacasıydı. Stefan Zweig tüm eserlerinde olduğu gibi bu sefer de beni şaşırtmayı başardı. İnanılmaz  psikolojik analizleriyle tanımını yapamadığım hislerin tercümanı gibi . Bir Dostoyevski esintisi serap gibi geçti cümlelerden. Stefan Zweig'in tam bir psikolog gibi hareket etmesi lakin Nazi Almanyasının benliğinde yarattığı hasarı onarmayı başaramayıp "Sizler yeni bir gün doğumunu bekleyebilirsiniz, benim buna artık gücüm kalmadı " demesi acı verici bir çelişkidir. Ölümünden önce yazmış olduğu veda mektubu niteliğindeki  eserini bir gün tekrar okumak üzere tozlu rafıma bırakıp hepinize keyifli okumalar diliyorum.
Duygu ve Düşünce
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.