Lev TolstoyAnna Karenina
Eserin giriş cümlesi olan; "Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir." (Sayfa 3) cümlesi, bu upuzun kitabı en net şekilde anlatan ve özetleyen cümledir bana kalırsa. Evlilikleri, evliliğin zorluklarını; çelişkilerini, çıkmazlarını ve zorlu süreçlerini yakından işleyen bu eserde her bir aileye ve bu ailelerin çeşitli sorunlarına değinilmiştir.
Beni en rahatsız eden sorunlardan bir tanesi aldatmak kavramıydı. Bu eserde öylesine yoğun işlenmişti ki sinirlenmediğim, içimi bunaltmayan çok az sayıda kişi vardı eserin başından sonuna kadar. Ve en iç acıtan kısmı ise; cinsiyet farklılığına yönelik olarak aldatmak eyleminin anlamının, toplumun gözünde bambaşka bir durum olarak kabullenilip, davranılmasıydı. Kadın karakterler dışlanıp ayıplanırken ve her türlü hakarete maruz bırakılırken; erkek karakterin davranışına hiçbir yaptırım veya geri dönüş olmaması, hatta haklı bulunması, okuma sürecim boyunca uzunca soluklanma ve sakinleşme ihtiyacı doğurdu bende.
• Stepan Arkadyiç'in karısına karşı tam anlamıyla kabahatli olmasına ve bunu kendisinin de hissetmesine karşın evdekilerin hemen hemen hepsi, hatta Darya Aleksandrovna'nın en birinci arkadaşı olan dadı bile Stepan Arkadyiç'ten yanaydı. (Sayfa 9)
• - Dolli, ne söyleyebilirim?.. Bir tek şey: Bağışla, bağışla beni... Bir düşün, dokuz yıllık bir hayat birkaç dakikacığı bağışlatamaz mı? (Sayfa 16)
(Yorumum: Dokuz yıllık bir hayat yerine birkaç dakikacığı tercih ederken aklınız neredeydi peki?)
• - Şu konuda: Diyelim ki evlisin, karını seviyorsun, ama aynı zamanda başka bir kadına da gönül vermişsin...
- Kusura bakma, ama bunu kesinlikle anlamıyorum. Sanki... karnım tokken fırının yanından geçmiş ve ekmek aşırmış gibi...
- Neden peki? Ekmek bazen öyle güzel kokar ki kendini tutamazsın. (Sayfa 55-56)
• ... sadakatsiz kadınlara ve aldatılmış kocalara bakarak kendi kendisine kim bilir kaç kez "Bunu nasıl izin veriyorlar? Bu çirkin duruma neden son vermiyorlar?" demişti. Fakat şimdi felaket kendi başına geldiğinde sadece bu duruma son vermeyi düşünmemekle kalmıyor, üstelik bu durumu bilmeyi hiç istemiyordu. Bilmek istemiyordu, çünkü bu çok korkunç, çok anormal bir durumdu. (Sayfa 266)
• "İstediği zaman, istediği yere gitme hakkına sahip. Sadece çekip gitmek değil, beni bırakıp gitmek. Onun her şeye hakkı var, benimse hiçbir hakkım yok. ..." (Sayfa 866)
• "Benim sevgim gitgide daha tutkulu ve bencil bir sevgiye dönüşüyor, onunki ise gün geçtikçe sönüyor ve bu yüzden uzaklaşıyoruz birbirimizden... (Sayfa 992)
• ... hem de ailesiyle bir arada yaşayınca moralinin bozulduğunu hissederdi. (Sayfa 945)
Eserde birçok karakteri, yakınındakilere ve sevdiklerine karşı davranışları sebebiyle sevemedim maalesef. Öylesine içim sıkılarak okuduğum sayfalar ve durumlar oldu ki... Diyeceğim o ki, oldukça rahatsız edici birçok kısmı vardı benim için bu eserin.
İçten bir şekilde sevdiğim iki karakteri söyleyebilirim yalnızca, Darya ve Kiti kardeşler (bir süre Kiti'den hoşlanmasam da genel olarak sevdim kendisini).
Eseri okumayı bitirdiğimde, birbirini tanıyan ve çeşitli ilişkileri bulunan geniş bir insan kitlesinin hayatlarının bir bölümüne ışık tutulduğunu ve aniden bittiğini hissettim. Merak ettiğim ve yeterince bilgi edindiğimizi hissettirmeyen parçaları da yok diyemem ne yazık ki.
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.