Schopenhauer dehayı lâl taşına benzetir, diğer taşlar aldıkları ışığı yansıtır fakât lâl taşının kendi ışığı vardır, der. Belki de bu tespit, Talmud metinlerinde geçen, (Nuh'un gemisini aydınlatan tek ışık olduğu söylenen) büyük lâl taşına atıftır. Her halükârda bahsi geçen ışık ruhun akla dönük yanıyla ilgilidir... Saf bilgiye erişebilmenin, kendinin dışına çıkmak gibi bir ön koşulu vardır... Kendinin ötesine geçebilmek... Bir süreliğine irtibatı koparabilmek... Sadece öz'de bulunan ışığın parlamasına izin vermek... Özetle; "Bize gelen anlamın önünden çekilmek." Bütün bunlar, hem dehayla, hem de delilikle açıklanabilir... Belki de bu yüzden aradaki sınır belirsizdir...

Resul Bulama

@TasSektirmeUstasi
·
“Dehayla delilik arasında ince bir çizgi vardır"
Sayfa 404 - YKY, 23. Baskı, Çev: Roza Hakmen·Kitabı okudu
·
1 +1'leme
·
356 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Deliler oldum olası ilgimi çekmiştir Eylül hocam. Benim öykülerime de girip çıkarlar. Dehalar da ilgimi çekiyor ve onları birbirine karıştırıyorum. Bazen onlar da kendi aralarında karışıyor. Biraz izliyorum, biraz yazıyorum sonra dağılıyorlar. O değil de Schopenhauer ve lal taşını kaçırmamak lazımdı. Dosyada ışık gibi parlardı. Paylaşım için teşekkürler 👍
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Vardır bir hayır bunda da, başka bir öyküye girer belki 👌