“Ara sıra gökte gördüğümüz küçücük şeylerden beş yüz bir milyon tane.”
“Sinek mi?”
“Yok canım. Şu parlayan küçük şeyler var ya.”
“Arı mı?
“Yok canım. Tembellere türlü düşler kurduran şu küçücük sarı şeyler. Ama ben ciddi bir adamım. Öyle düş filan kuracak vaktim yok.”
“Ha, yıldızları diyorsun.”
“Evet, evet. Yıldızlar.”