Severek okuduğum kitaptan kısaca söyle bahsedebilirim; İçinde yaşadıkları çukur metafor olarak da gerçek anlamıyla da çok yerinde bir seçim olmuş. Metafor olarak çukur; günlük rutinlerin elimiz, hayatın, toplumun, kültürün dayattıkları, hep şikayet ettiğimiz ama aslında alıştığımız için bırakıp gidemediğimiz, sıradanlaşan döngü çok güzel anlatılmıştı.
Yazarın akıcı anlatımı sayesinde kolayca ve sıkılmadan okudum. 'Kaybolan' kahramanımızın hazırladığı kaçış planları, mücadelesi, kabullanişi, zaman zaman kendisine dayatılanlara karşı koyuşunu keyifle okudum. Hazırladığı kapana ümit ismini koyması çok yerindeydi :)
Kadınla aralarındaki ilişkinin aktarımını da beğendim. Ama kadının sinir bozucu ketumluğu olmasa daha canlı bir tablo çizer miydi hala düşünüyorum. Belki de bu kurguya en uygun düşen karakter buydu.
Kitabın sonlarında adamın hal ve tavırları biraz Tatar Çölü 'nü hatırlattı. Dört gözle beklenen, sürekli yeni planlarla canlı tutulmaya çalışılan kaçış fikri ve kabullenişe belki sahiplenme,benimsenmeye doğru bir dönüşüm. Okuması keyifliydi. İnsan ister istemez kendine sen neden bu çukurdan çıkıp gitmiyorsun diye soruyor. İşte merdiven orada neyi bekliyorsun?
Kitapla ilgili çok daha fazla şey yazmak mümkün fakat bunu kurgu hakkında ipucu vermeden yapmak mümkün olmayacağından burada bırakmak en iyisi. Keyifli okumalar :)