·1025 syf.····Okunma: 07 Temmuz 2023 00:25 Çok güzel harikulade bir romandı. Neresinden başlasam bilemiyorum. Fyodor Pavloviç ve onun üç oğlu: Karamazov Kardeşler. Sorumsuz, zayıf ahlaklı bir babanın; kendi kendilerine Allah'a emanet, başkalarının himayesinde ve ayrı yerlerde büyüyen üç oğlunun babalarının yanına, şehre dönmesiyle yaşadıkları olaylar anlatılıyor.
Bu hikaye kardeşlik bağının kuvvetini, babanın insan yaşamındaki önemini anlatmak bakımından şüphesiz çok özel.
Ben ise bu romanı okuduğumda tesadüfen din-ahlak felsefesi ile ilgili okumalar, araştırmalar yapmaktaydım.
Bu romanın içinde beni en çon etkileyen mesele Smerdyakov ve İvan arasındaki ilişki oldu. İvan bir entelektüel. Aynı zamanda tanrı tanımaz. Tanrı inancıyla ilgili "Eğer ahiret inancı olmasaydı insanlar kötülük etmekten asla çekinmezlerdi. İnsanları dizginleyen tek şey ahiret inancıdır." gibi ses getiren bir fikir ortaya atıyor. Yani kısaca hesap günü yoksa günah ve kötülük, insanı sınırlandıracak bir şey yok, demek istiyor.
Bu çok ilginç çünkü "Ahlakın temellendirilmesi" meselesi için tek tanrılı dinin ne kadar gerekli olduğunu hikaye, İvan'ın bu görüşü üzerinden gösteriyor.
İvan bir aydın. Kendini ziyadesiyle geliştirmiş. İvan için bir hesap gününün olmayışı ya da tanrısızlık, onu kötülüğe azmettirmez. Fakat ateizm avama yayılırsa? İvan, tanrı ile ilgili fikirlerini babasının uşağı ve garimeşru oğlu Smerdyakovla paylaşıyor. Bazen onunla sohbet ediyor. Smerdyakov'un bu fikirlerden etkilenmesi ise Karamazov ailesi için bir felaket oluyor. Zira Smeryakov, bir uşak. Eğitimsiz, cahil üstelik kibirli, biraz da kötü bir tabiatı var. İvan gibi değil.
Toplumun belirli bir kesiminden sık sık duyarsınız "Ateistler müslümanlardan daha ahlaklı! İnsanlar dinsiz diye ahlaksız olmuyorlar!" gibi söylemleri. Fakat objektif ahlak olmazsa, yani bir örnek olarak tanrıya ve hesap gününe inanç olmazsa, avamın eylemlerini nasıl denetlemeyi düşünürsünüz? Tanrı fikri dışında ahlaki eylemleri hiçbir şey denetleyemez. Yasalar da birtakım felsefi düşünceler de bunda muktedir olamaz. Sen 80 iq adama haydi git bakalım naturalist ateizm felsefesini anlat! Spinoza anlat! Yalan söylemek neden kötüdür bunu anlat. Anlatabilir misin? Aman anlatma, sonun İvan gibi olmasın :) Zira İvan da uşağa gidip "Tanrı yok kafana göre takıl." demedi. Fakat birtakım insan için tanrının yokluğunun anlamı budur. Tanrı olmadığında ahlak hep subjektiftir. İsterseniz Kant gibi kitaplarca temellendirme yapın yine de işin içinden çıkmak zor.
Ben bu meseleye bu açıdan baktım. Kafama da çok takıldığı için yazmak istedim burada da.
Şimdi ise biraz Dmitri'den bahsetmek istiyorum. Şüphesiz romanın en talihsiz kahramanı. Üç kardeşin de babası aynı ama en kötü babaya sahip olan Dimitri. Babası ile annesinden kalan parayı bölüşme konusunda zaten kavgalılar. Babası hakkı olan parayı hem vermiyor hem de bu yüzden oğlunun başına iş açmaktan çekinmiyor. Para önemsiz. Daha kötüsü: Oğlunun aşık olduğu kadına göz koyuyor. Tam bir felaket bu olay. Garibimin başına gelmeyen kalmadı bu yüzden. Gerçekten romanı okurken Fyador Pavloviç'i evire çevire dövmek istiyorsunuz. Bu kadar aşağılık olmasaydın be adam ya!
Romanın en sevimli karakteri ise Aleksey. Gerçekten çok etkiledi beni, iyiliği ve saflığı ile. Tüm kardeşlerinin ve hatta babasının bile yanında olması, onları yargılamaması ve kabullenmesi. İçindeki o tanrının bahşettiği insanlığa olan sevgisi.
Çok etkileyeciydi.
Roman bütün olarak çok etkileyiciydi. Bin sayfayı, ve yaşananları düzenli olarak aktaramıyorum. Zira oturup iyi bir özet çıkarmam gerekiyor bunun için. Yalnızca bana düşündürdüklerini ve hissettirdiklerini aktardım.