Uzun yıllar savaş muhabiri olarak görev yapan Can Bey, savaş bölgelerinde gördüklerinden, yaşadıklarından hayli etkilenmiş, yıpranmıştır ve artık daha fazla bu işi yapamayacağına karar vermiştir. İstifasını verdikten sonra baba ocağı köyüne dönüp annesinden annesizliğinin hesabını sormak üzere yola çıkar. Hikâyede burada başlar.
Annesini gördüğünde, ona sormak için hazırladığı bütün sorular aklından, yüreğinden uçup gider. Hem annesini yalnız bırakmamak hem de biraz dinlenmek için bağlı bulundukları ilçeye yerleşme kararı alır ve olanlar olur.
İlçede kendine yeni bir yaşam kurmaya çalışırken yeni insanlar ile tanışır , onların anlattıkları, yaşadıkları olaylar Can Bey'i husursuz eder ve hiç istemediği halde kendisini olayların göbeğinde bulur. Haksızlığa kayıtsız kalamayan karakterimiz yeni dostlarının da ısrarı ile ilçede haftalık bir gazete çıkarmaya başlar ve tüm bunların ardından hasır altı edilmiş gerçekler ve pis kokular gün yüzüne çıkmaya başlar. Tabi ki bu durum birilerini rahatsiz edecektir ve ederde.
Böylesi bir hikayede güçlü bir kadın elbette olmazsa olmaz. Can Bey'in hayatına da yaşadığı zor ve acı günlerin yıldıramadığı Sibel girer. Bu iki cesur insan el ele verip ilçedeki yolsuzluk ve yasadışı işlere çomak sokunca zarar görmemeleri mümkün mü? Elbette mümkün değil!
İyiliğin, dürüstlüğün, dostluğun, aşkın romanı Sıradışı.
Ve KADER'in...
Son üç sayfasında gözyaşlarıma hakim olamadığım bir Türkiye gerçeği....
Okuyun, okutun, Okumak Özgürlüktür.
Her Ay Okuyanlar Kulübü