Dönemin (1895) sıradan erkeklerinden biri olan Erik, kendisinin sarsılmaz bir itaat gücüne sahip olduğunu düşünmekte, kendine hayatındaki kadınların tanrısı gibi bir rol biçmektedir. Bir eğitimcidir ve okulda Ruth adlı kız, yazdığı kompozisyon ile Erik’in dikkatini çekmiştir. Erik’in Klara-Bel adlı, kaza sonrası yatalak kalan eşi ve Jonas adlı oğulları vardır. Eşine oldukça aşık olan Erik, Ruth’u tanıdıktan ve Ruth, Erik’in evinde yaşamaya başladıktan sonra olaylar gelişmiştir. Erik, Ruth’a aşık olmuştur.
Salome, bu eserinde de küçük bir kızın gelişimini ele almıştır. Bu kızın ailesi yoktur ve aslında kız, sevgiye-ilgiye, korunmaya muhtaçtır. Oldukça zekî, güzel ve akıllı olan kız, yukarıda sözü edilen öğretmenine bir hayranlık beslemektedir aslında. Ruth, hayranlık ile aşkı belki (gelişim dönemindeki kızlarda olması mümkün olduğu gibi) karıştırmış olabilir ancak sonrasında ne hissettiğini kendince netleştirmeyi başarmıştır. Bütün bu olaylar, bir yıl içinde (16-17 yaş arasında) yaşanmıştır. Ancak burada bence sorun olan ise yine kendisinden oldukça büyük olan bir erkeğin hissettiği aşk idi.
Salome, erkeğin baskın gücünü bu eserinde oldukça hissettirirken Ruth karakteri ile kadının yapabileceklerini ve ayrıca Klara-Bel karakteriyle de erkeğin itaat ettirme gücünün son bulduğunu anlatıyor. Dolayısıyla, toplam altı bölümden oluşan bu eserin son bölümüne dek erkek egemenliği hissedilirken son bölümde bütün olay değişiyor.
Bu eserde de bölümlere ayırarak bir anlatım yapılmıştır. Çeviride bazı yerlerde anlamsızlık olmakla birlikte birkaç dipnot ile açıklama yapılmıştır. Eserin dili de eserdeki olaylar da sade ve akıcıdır. İlgilenenlere iyi okumalar dilerim. :)