Ölümü bu kadar işleyen birkaç şairden biri ve en önemlisidir. Ölümden bu kadar korkup sürekli ölüm temasını işlemesi de ilginçtir.Söylenenlere göre küçükken yaramazlık yaptığı için babası tarafından camdan sarkıtılmış. O günden sonra ölümden korkmuş ve eserlerinde hep ölüm konusunu işlemiştir. Mezarlık ve müzeleri hiç sevmediğini şiirlerinde anlatıyor. Sevdiği yerler hep kalabalık ve canlı olan yerler. Bu yüzden sürekli dünyevi şeylerden bahseder onları över. Bunların yanında aşk,karamsarlık, şansızlık gibi konuları işlemiş kitabında. Kendi kendine çeliştiği yerler de vardır. Bir şiirinde:
"Değil kardeşim,dal yeşil değil, gök mavi değil." der başka bir şiirinde ise "dal yeşil gök mavi olsun der". Kadınları çok sevdiği de belli oluyor şiirinde mesela 'Dalgın Ölü' adlı şiirinde kabirdeyken yanından güzel bir kadın geçtiğini doya doya seyrettiğini, kadının mendilini düşürdüğünü, kalkıp vermek istediğini ancak ölü olduğunu unuttuğunu söyler. Her şeye rağmen çok güzel şiirleri ardında bırakmıştır. Kendi deyimiyle yanlış bilmemeliyiz onu. Kimi acı kimi tatlı hatıralar bıraktı bize. İyi ki yazmış. İyi ki tanımışız Cahit Sıtkı Tarancı'yı.
Cahit Sıtkı Tarancı