Dicle’nin serin yamaçlarında bir çilek idim ben. Bir gün kara kaşlı kara gözlü bir Arap kızı koparıp koydu sepetine. Umuyordum ki al dudaklarına dokunacaktım. Tam dudaklarına yaklaştırırken olmadı olamadı… olamadım, yarım kaldım. Adı Leyla idi. Dudaklarından koparıp bir kazana attı beni. Hurma lifleri çöl dikenleri ile beraber kaynadım. Gül dudaklar umarken dikenler battı yüreğime. Yanışım ateşten mi aşktan mi anlayamadım.
İskender Pala