Nilgün Marmara...
İncelemende dediğin gibi Marmara, hayatı boyunca anlaşılmadı şiirlerinde de anlaşılmamayı seçti, çoğu zaman.
Marmara'nın çok yakın arkadaşı Ece Ayhan der ki; "Nasıl İsmet Özel cumhuriyetle yaralıysa Nilgün'de dünyayla yaralıydı." bu cümle Nilgün'ü bir miktar anlatabilir belki onu tanımayanlara.
Hatta Marmara muhtemelen aklını yitirecekti intihar etmeseydi. Diyor ki bir kitabında "Akıl hastanesinde gidişat üzerine sorgulamada, hastalardan biri:Hepiniz bir gün buraya geleceksiniz, gelecek, geleceksin, geleceksiniz, gelecekler, demiş."diye yazıyor.
Dünyayla yaralı olan herkesin muhtemel sonu değil mi sence de delirmek?
Nilgün, hayatın akışına öylesine bırakmış ki kendini, "Durgun hayat kadını Nilgün" yakıştırmasını yapmış kendine.
Bir başka kitabında da yazamadıkları için: "Her şeyi yazmıyorum, korkuyorum. Yazarsam çok dağılacağım gibi." diyor. Hani Yıldız Tilbe demişti ya bir konserinde, ben çok besteler yırttım gençler intihar etmesin diye. Nilgün'ün de böyle bir gücü olduğuna inanıyorum. Yani sözün özü kitaptan aldığını almışsın. Nilgün zaten anlaşılmak istemiyordu. Çünkü yaşarken de anlaşılmamıştı ki. Oğuz Atay'ın dediği gibi ben kitap değilim... (Devamını biliyorsun.)
İntihar mektubunda da "Bu tükenişle hiçbir yeni yaşama başlanamaz, bu nedenle tüm sevdiklerime elveda diyorum. Ben'i bağışlayın.
Böylece hayatına, anlaşılmamanın verdiği ağırlığın altında ezilerek, son veriyor. 3 puan vermene bir miktar üzüldüm ama imgesel dili oldukça yoğun olduğu için ve şiiri çok sevmeyen birileri için "anlamadım, bomboş vs" yorumları yapılabilir. Marmara da böyle biri zaten, edebiyatın imgesel melankolik prensesi. Kitaplarındaki imgeselliği anlamak çok zor. Ben de anlamıyorum çoğunu ama anladığım anlamlandırdığım yönleriyle seviyorum ben Nilgün'ü. Emeğine sağlık.
Marmara benim için başka özel o yüzden yazmak istedim. :)
Nilgün'ü sevenler bir müddet sonra kendileri için Marmaralaştım derler. :) Ruh hali anlamında melankoliklerin anasıdır.