Bugün yolculuğumuz kalbimizdeki çocukluğumuza hemde çocuğumuza kısaca kendimiz ile iç içe bir yolculuk olacak.
"Bugün.yeni teknoloji.Ekran bağımlılığı.Çocukları iğdiş etmektedir.Ve siz o çocukların eline. Daha ilk yaşlarını bile doldurmadan. Akıllı telefonları veriyorsunuz. Daha o yaşlarda. O çocuklar. Akilsiz kalıyorlar."
Cümle içinize dokundu değil mi?Sonra şöyle bir düşündünüz ve @hayatisir ne kadar haklı olduğunu söylediniz.
Doğduğumuz esnada #masumiyet imiz ortadadır.Peki sonra yaşam şeklimiz, kurduğumuz ilişkiler,şefkatli olmayı,sahte olmayan gülüşler,yalan sözler bunlardan uzak durmayı unuttuk.Unuttuğumuz gibi sözler, bakışlar, içimizdekini saklamayı kalbimizdeki temiz çocukla karanlık bir odaya hapsettik.Kalbimizdeki '#nur' unu hisse senetlerine,bankalara,yapay gıdalara,giysilere ve #teknoloji ye esir düşürdük.Çocuklarımızın ellerine verdiğimiz dijital canavarlar ile onların güneşi, ağaçları, gökyüzünü görmesini engellediğimiz gerçeği her satırda,her sayfa da yüzümüze öyle bir vuruluyor ki ayna da kendimize bakma ihtiyaci hissettiğimiz gibi de sorguluyoruz nerede kaldı doğduğumuz an ki masumiyetimiz nerede kaybettik sırrımızı diye.
"Masumiyetini kaybetme.Hepimizin geleceği kararır o zaman. Günah serbest kalır. Sapkınlık. Ahlaksızlık artar. Aileler dağılır. Mutsuzluk. Yalnızlık. Ve şiddet çoğalır insan dinsiz olur. İnançlarını kaybederler. Bu yorucu hayattan vazgeçip tutunabilecekleri ne varsa şeytan üzerini örter."
Kisacasi bizler kendi çocukluğumuzu ve çocuğumuzun masumiyetini kurtarmak için geç kalmadık kalbinizdeki çocuğa sahip çıkın bu canavara yenilmeyin. Hayati Sır