Gönderi

Devlet-i Aliyye’nin Zirve Padişahı
8/10
·827 syf.··
2020 85. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2020 16:10
İncelemeye başlamadan önce bir parantez açmak isterim: Geçtiğimiz günlerde bir zavallı çıkıp, Türkiye’nin gurur kaynağı, hocaların hocası Prof. Dr. Halil İnalcık’a dil uzattı. Amacı belli: Osmanlı’yı hak etmediği şekilde yüceltmek, Cumhuriyet’e ve Mustafa Kemal Atatürk’e saldırarak mevki devşirmek. Bu topraklarda ne bereket varmış ki, bu kadar hain hep bir yerlerden bitiveriyor! Elbette hiç kimse dokunulmaz değildir. Ama eğer donanımın varsa, bilimsel eleştirini yaparsın, belgeni koyarsın, sonra konuşursun. Oysa maksat başka. Yazıklar olsun! Halil İnalcık, bu ülkenin yetiştirdiği en önemli Osmanlı tarihçisidir; bu böyle biline! Gelelim kitaba. Açık konuşmak gerekirse, bu eser bir “tam teşekküllü biyografi” değil. Daha ziyade Halil Hoca’nın farklı zamanlarda kaleme aldığı makalelerin derlenmiş hâli. Dolayısıyla Fatih Sultan Mehmed’in hayatının bütününü değil, bazı dönüm noktalarını, özellikle de İstanbul’un fethi etrafında şekillenen olayları önümüze koyuyor. Buna Osmanlı’nın kuruluş yapısına dair tespitler ve imparatorluk bürokrasisinin teşekkülü de eklenmiş. Kaynak kullanımı açısından eser son derece güçlü; İnalcık hocanın titizliği her satırda belli oluyor. Ancak kitabı eline alırken “Halil Hoca yazmış, o halde bu kesinlikle doyurucu bir biyografi olur” beklentisine girenler, tıpkı benim gibi, biraz hayal kırıklığına uğrayabilir. Fatih Sultan Mehmed’in cihanşümul hedefleri, Roma İmparatorluğu mirasını devralma iddiası, Kayser-i Rum unvanı, hepsi kaynaklarla belgelenmiş. Bu yönüyle Fatih, çağının çok ilerisinde bir hükümdar. Ancak Halil Hoca’nın da işaret ettiği üzere, Fatih ile birlikte Osmanlı devlet yapısında köklü dönüşümler yaşandı: Türk aristokrasisi tasfiye edildi, devşirmeler devlet kademelerine yerleştirildi, merkezîyetçi Roma modeline yaklaşan bir imparatorluk anlayışı benimsendi. Bu tercih, Osmanlı’yı kısa vadede güçlendirdi ama uzun vadede Türk unsurunu ikinci plana iten bir sistem doğurdu. Mükrimin Halil Yinanç’ın da ifade ettiği gibi, Fatih, Türk beylerinin söz sahibi olduğu bir “millet reisi” olmaktan çıkıp, tek başına mutlak bir Roma imparatoru hüviyetine büründü. Bu Türklük meselesi çok önemli bir konu. Osmanlı'yı reddetmiyoruz ama Fatih sonrası istisna bir Sadrazam dışında yönetimde Türk bulmak, samanlıkta iğne aramak gibi. Yavuz ile birlikte bana göre bırakın Türklerin yönetimde olmasını, Türk düşmanlığına dönüyor iş. Hiç öyle kafasına fes takıp, götünden tarih uyduranlara bakmayın. Bu işin ağababası, Halil İnalcık hocadır. Osmanoğlu ailesinin kökeni de Oğuzların Kayı Boyu falan değildir, götten uydurmadır o. Türk bir aile ama şecereleri belli değil. Neyse, ona başka bir incelemede değiniriz. Yani büyük Fatih büyük Türk düşmanı, desek yalan ya da abartı olmaz. Çünkü Türk Aristokrasisinin tasfiyesi ve tüm devlet kademelerine devşirmelerin yerleştirilmesi Fatih döneminde başladı. Ayrıca devlet aşırı merkezileştirilerek Anadolu'daki Türk beylerinin gücü kırıldı. Fatih bunları imparatorluk geleneğini yerleştirmek ve otoritesini güçlendirmek için yaptı ve başarılı da oldu. Ancak yüzyıl sonra devşirme olayının ne kadar sıkıntılı olduğu ortaya çıktı. Osmanlı'yı asıl batıran yozlaşmış, ahlaksız ve rüşvetçi bürokratlar ve devlet adamlarıydı. Kanuni ve Yavuz gibi padişahların döneminde korkudan fazla ileri gidemeseler de III. Murad ile birlikte padişahların silikliğinden yararlanarak devleti adeta maymun ettiler. Bir tek IV. Murad biraz hizaya soktu, onun ölümünden sonra aynen devam ettiler. Fatih döneminde Leali adında Türkmen bir şair vardı. Alişir Nevai ve Abdurrahman Cami (Molla Cami) ile ünsiyeti vardı. Farsçayı da onlar sayesinde bayağı ilerletmişti ve güzel şiirler yazıyordu. Birisi getirip onu Fatih'e takdim etti. Fatih çok memnun kaldı ve Hristiyanlardan alınma bir küçük kiliseyi tekkeye çevirerek ona bağışladı. Ayrıca devlet hazinesinden bir maaş bağladı. Ama çok geçmeden birisi gelip Fatih'in kulağına Leali'nin Türkmen olduğunu söyledi. Öfkeden küplere binen Fatih hemen Leali'nin elinden o tekkeyi alıp maaşını da kesti. Hatta Prof. Dr. Cemal Kafadar, Fatih Sultan Mehmet'in “binden ziyade” vakıf köyü ve mezrayı devletleştirdiğini ve tımara dönüştürdüğünü, Tursun Bey ve Aşıkpaşaza'nin bunu yazdığını söylüyor. Devletleştirilen bu yerlerin Derviş Türkmenlere ait Tekke ve Zaviyeler olduğunu belirtiyor. Hülasa, Fatih kadim Türk federe örgütlenme sistemini bitirip merkezi yönetime geçmiştir. Bu devletin ömrünü uzatsa da Türkleri iktisadi ve kültürel olarak zayıflatmıştır. Devlet merkezinin Roma kalıntıları ve Mısır ulema kalıntılarının eline geçmesi Türklerin Osmanlı Devleti içinde acı ve sefil bir şekilde asırlarca yaşamasına neden olmuştur. #75778619 Öte yandan, Fatih’in çağdaşlarına göre ne kadar açık fikirli olduğunu da teslim etmek gerekir. Bellini’ye kendi portresini yaptırması, sarayını fresklerle süsletmesi, farklı diller öğrenip Bizans ve Latin kültürüne açılması, medrese ve kütüphanelere verdiği önem, onun dehasının bir başka yüzünü gösterir. Ama bütün bunlara rağmen, Osmanlı’nın rasyonel bilim temelli bir uygarlığa dönüşmesini sağlayamadı; tasavvuf ve nakli ilimlerin ağırlığı karşısında akıl ve bilimi tam anlamıyla hâkim kılamadı. Hülasa, Fatih Sultan Mehmed’i okumak ve anlamak gerekir. Onun dehası tartışılmaz; askeri, siyasi ve kültürel vizyonu çok büyüktür. Ancak bu büyüklüğün gölgesinde, Türk unsurunun geri plana itilmesi gibi sancılı bir miras da vardır. Benim nazarımda, Fatih Osmanlı padişahlarının en önemlisidir, bir dehadır. Osmanlı padişahları arasında daima “Fatih ve diğerleri” diye bir ayrım yaparım. Çünkü Fatih, sadece İstanbul’u fethetmekle kalmamış, Doğu Roma’nın merkeziyetçi imparatorluk sistemini Osmanlı’ya taşımış, devletin asıl kurucusu olmuştur. #94162979
Tarih
Fatih Sultan Mehemmed HanHalil İnalcık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019644 okunma
··1 alıntı·
4 +1'leme
·
3.659 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
FATİH SULTAN MEHMED HAN ın Edirne’de birçok hocayı çukura atıp yakmış dedin onun bana kaynağını atarmısınız
Tengrigen
Gönderi Sahibi
Kaynak zaten inceleme içinde mevcut.
Fatih'e selam olsun, diğerlerinin de ateşi bol olsun. Emeginize sağlık
Tengrigen
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim.
Bu kadar ayrıntılı bir şekilde zaman ayırıp yazmanız büyük bir incelik… yazınızın içeriğinde hiç duymadığım bilgilerde bulunuyor mutlaka araştıracağım… acaba neden yapmış diye düşündüğüm devşirme yönteminede değinmişsiniz.. çok beğendim yazınızı kaleminize sağlık
Tengrigen
Gönderi Sahibi
Düşünceleriniz için teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim.