Gönderi

Yeraltı İnsanı ve Varoluşçu Felsefe
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2023 00:13
“ Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık.” diyen Dostoyevski’nin o paltonun varisi saydığı bir karakter yeraltı insanı. İç bunalımları, gelgitleri ve anlık parlamalarıyla çokça da düşündüren bir karakter. O yüzden bir iki kelam etmeden geçemedim. Kitap; yeraltı ve notlar olarak iki bölüme ayrılıyor. Ve “ Ben hasta bir adamım” diyerek başlıyor. Bu noktada yeraltının ne olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Yeraltı; bir bunalım ve dilemma yeri mi yoksa kişinin kendisini bulmasına yardımcı olan bir sürecin adı mı? Ordan çıkınca ne olur peki? Yeraltı adamı kendine “ ne tersim, ne uysalım, ne alçağım, ne onurlu, ne kahraman, ne de korkak!” diyor. Yani hiçbir karakter atfetmiyor kendisine. Oysa ben romanı okurken zihnimde yankılanan tek kelime ‘ korkak’ oldu. Evet korkak. Çünkü, çok düşünmekten bir adım dahi atamayan, atsa da kararsızlık içinde kıvranan fakat yine de bütün iyi ve güzel şeyleri içinde barındırdığına inanan biri yeraltı insanı. Oğuzcuğum Atay’ın Tutunamayanlar’ına götürdü bu da beni. Kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamamaya yani. ( Yeri gelmişken söyleyeyim Yeraltından Notlar varoluşçu felsefenin ilk romanı olarak kabul edilir ve Atay da Dostoyevski’den oldukça etkilenmiştir.) Kitabın ikinci kısmında bir olay üzerinden kendini anlatmıştır karakterimiz. Bu olay beni kendi acabalarıma, gece başımı yastığa koyduğumda “ şu lafı da söyleseydim keşke” dediğim anlara götürdü. Ama asla yeraltı insanı gibi olamam.Özellikle Liza ile olan diyaloglarına üzüldüm diyebilirim bu noktada. Birilerine verdiği ızdırabı dahi idrak etme gücüyle eşleştiriyor çünkü. Fazla şuurlu olduğu için atalet içinde olduğunu söylüyor. Kendini hem çok eleştiriyor hem de haklı buluyor. Yeraltı insanı belki de hergün karşılaştığımız insanlardan biri... belki de bazı özellikleri var bizde. Hatta olmaz mı tabi ki var! Yazar 19. yy insanının samimiyetini tek tipliğe ve sorgulamamaya bağlıyor, gerçi 21. Yyda da pek bir şey değişmiş gibi görünmüyor. Yeraltına girmeye zorluyor bu çağ da bizi. Yani benim korkaklık olarak adlandırdığım noktaya.. Kitabı çok beğenmekle kalmayıp üzerine çokça da düşündüm. Eminim daha da düşüneceğim. Özellikle sonu beni oldukça tatmin etti. Ne diyelim Teşekkürler Fyodor Dostoyevski . . Not: Zeki Demirkubuz’un Yeraltı filmi de bu kitaptan uyarlama imiş. En kısa zamanda izleyeyim ekini koyuyorum buraya.
Edebiyat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,4bin okunma
·
103 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
söylediğiniz şeylerin çok büyük bir kısmıyla romanın alakası yok yeraltı adamı özgürdür mantıklı olanı bilmesine rağmen mantıksızı seçer hayattan korkmamazlık etmez doğrudan onun gözlerine bakar duvarlar içerisindeki iyiliktense duvarlar dışarısındaki acıyı seçmiştir acı çektikçe daha da özgürleşir özgürleştikçe hür iradesini kararlarının ahlaki sonuçlarını tanıdıkça daha fazla acı çeker bunu kendi iradesiyle seçtiğinden de bundan zevk duyar iki uçta birden var olur hem varlığından acı duyar hem de evrenin sonuna kadar var olmak ister insanların dostoyevskiyle yaşadığı en büyük sıkıntı bu yeraltı insanı bir insan değildir bir karakter sıfatı bile yakıştırmak zordur ona o doğrudan dostoyevskinin fikirlerinin bir yansımasıdır sadece karakter süsü vermek için bir iki toz atılmıştır üstüne ona doğrudan dostoyevskinin yansıması da diyemeyiz çünkü dostoyevski bile fikirlerini maddesel alemde bu kadar öteye taşımaya cüret edememiştir o olsa olsa onun fikirlerinin bir yansıması olabilir (hatta bu yüzden dönem rus kanonunda başta belinski olmak üzere rus eleştirmenler tarafından dostoyevskinin dehasının bittiği eser olarak tanınmıştır) son olarak gogol'ün paltosundan çıktık lafı onun önemsiz insanları karakter olarak almasından kaynaklı söylenen bir söz değildir ki gogol bir hicivcidir eserlerinin hiçbirini ne toplumsal ne de felsefi bir kaygıyla yazmıştır gogol öncesi rus edebiyatında jukovski puşkin aksakov radischev dışında oturmuş bir düzyazı geleneği yok kastettiği şey dönem düzyazı yazarlarının esin kaynağının gogol olduğudur bunun ötesisinde puşkini gogole havada karada tercih eder
Eda Dursun
Gönderi Sahibi
arca koş peki dediğiniz gibisini de denerim :) ben size katılmıyorum, çünkü ister istemez edebiyatı algılayış şeklimiz özneldir. Sanat için genel olarak böyledir bu. Ama bir yazarın günlüğünü de okuyacağım inşallah kuramını anlamak adına