Rizzoli&Isles serisinin 11. kitabı olan Diriliş ile Ağustos ayının kapattım.
Kitabın konusu ise; usta bir avcı olan Leon Gott'un, evinin garajında baş aşağı bir şekilde ölü olarak bulunur. Dedektif Rizzoli ve Doktor Isles, cinayeti çözmeye çalışırken buldukları ipuçları onları 6 yıl öncesindeki bir Afrika gezisine götürür. Afrika'da safaride olan bu grup esrarengiz bir şekilde ölür ve sadece bir kişi hayatta kalır.
Öncelikle seride okuduğum en en iyi kitaplardan biriydi. Anlatım şekli ve tarzıyla yazar, okuru yine şaşırtmıyor. Tüm o kullandığı tıbbi terimler, kitabın temasıyla ilgili verdiği bilgiler bence gayet sade ve yalın bir dille anlatılmış. Okuyucu yormayan, merakı, heyecanı ve gerilimi başından sonuna kadar daima diri tutmuş. Özellikle vahşi hayvanlarla ilgili kısımlarda verdiği bilgiler gayet dozunda ve konuyu okuyucu açısından -bilhassa da ipuçlarını toplama da- daha anlaşılır kılmış.
Bir seri kitabı olduğundan ben sırasıyla okumayı tercih eden okurladanım. Ancak karışık bir şekilde çok fazla zorlanmadan okunabilecek bir seri olduğunu düşünen birçok okur da mevcut. Diriliş kitabında yazar, serinin ilk iki kitabından oldukça kritik bilgilere yer vermiş. Eğer bu tarz tat kaçıran sürprizlerden hoşlanmıyorsanız sırasıyla okunmasını tavsiye ederim.
Çok keyif alarak, beni oldukça tatmin eden bir roman oldu. Tek eleştirilerim Afrika'da olanların daha net bir şekilde sonuca bağlanmasını isterdim çünkü bazı olayların nasıl olduğunu tam anlamıyla bilmek isterdim.
Kitaplarına başlamak isteyenlere Rizzoli&Isles serisini rahatlıkla tavsiye ederim. Yazar kendi tıp bilgisini okuyucu yormadan, konuyu daha ilginç bir hale getirerek kullanmakta ve her kitabında bu yönünü çok seviyorum.